Hizmetlerimiz

Her türlü Hukuki yardım,danışmanlık ve hizmet için.

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

MAKALELERİMİZ

Sizin için en iyisini düşünüyoruz. Hukuk alanındaki makalelerimize göz atmanızı tavsiye ederiz.

  • Kiracıyı Tahliye sebepleri,

    Kiracıyı Tahliye sebepleri,Tahliye Taahhüdü nedeniyle tahliye ,Yeni Malikin İhtiyacı Nedeniyle Tahliye,Konut veya Çatılı İşyeri Tahliye Sebepleri,


    TAHLİYE DAVALARI


    Kiracıyı Tahliye sebpleri
    Konut ve çatılı işyeri kiraları gerek Borçlar Kanunu’nda gerekse de 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunda ayrıntılı düzenlemelere tabi tutulmuş olup, kira sözleşmesinin sona ermesi ve tahliye sebepleri sıkı koşul ve esaslara bağlanmıştır.
    Özel kanun olan 6570 sayılı kanunun uygulanmadığı durumlarda BK' nun ilgili maddeleri uygulanmaktadır.  6570 sayılı kanun hükümleri kiracı aleyhine değiştirilemez, ama lehine değiştirilebilir. BK sisteminde kiraya verenin tek taraflı irade beyanı ile sözleşme sona erdirilebileceği halde 6570 sayılı kanuna göre akdin akıbeti hakim kararına bağlıdır.Kiracının tahliye sebepleri Kanunlarda yazılı olanlarla sınırlıdır.

    GKKK GÖRE TAHLİYE SEBEPLERİ


    1-Yazılı Tahliye Taahhüdü Sebebiyle Tahliye:


    1. Tahliye taahhüdü yazılı olmalı ve noter onaylı olmalıdır.
    2. Belli Bir Tahliye Tarihi Olmalı 
    3. Kiralanın Tesliminden Sonra Düzenlenmiş olmalı
    4. Bizzat veya Vekil Tarafından İmzalanmalı

    Davacı ve Davalı Yazılı tahliye taahhüdüne dayanarak dava açma hakkı, kiraya verene aittir.Yargıtay, tahliye taahhüdü ilk kira sözleşmesine bir madde olarak yazılmışsa veya ilk kira sözleşmesi ile aynı tarihi taşıyorsa, kiracı müzayaka halinde olduğundan geçerli kabul etmiyor. 

    İcra takip ve dava süresi tahliye taahhüdünde belirtilen tahliye tarihinden itibaren bir aydır.Bu 1 aylık süre zarfında, icrada tahliye talebinde bulunulmaması veya mahkemede tahliye davası açılmaması hak düşürücü sürenin geçmesine ve talebin reddine sebep olur Kiralayan(Kiraya Veren) taahhüt tarihinden itibaren (1) ay içinde ya Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açmalı veya aynı (1) ay içinde icra takibi yapmalıdır.

    İcra yoluyla takipte, kiracının tahliye taahhüdünde belirttiği boşaltma tarihinden itibaren bir aylık sürenin bitimine kadar kiraya veren veya malik, kiracıya mecuru tahliye etmesi için uygulamada örnek 14 olarak bilinen bir tahliye emri gönderir.

    Bu tahliye emrinde kiracının, sözleşmenin yenilendiğine veya uzadığına dair bir itirazı varsa, bu itirazlarını yedi günlük süre içerisinde icra dairesine yapması, bir itirazının bulunmaması halinde onbeş günlük mehil içerisinde mecuru boşaltması, verilen mehil dâhilinde itiraz etmediği veya boşaltmadığı takdirde mecurdan icraen ve zorla çıkarılacağı doğrultusunda zorla tahliye olunacağı ihtar edilir

    Kiracının itirazı halinde kiraya veren iki yol takip edebilir. Bunlardan birinci yolda, doğrudan İcra Mahkemesi’ne başvurmak suretiyle itirazın kaldırılmasını isteyebileceği gibi, ikinci yol olarak Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açmak suretiyle mecurun boşaltılmasını talep edebilir

    Tahliye taahhüdü âdi yazılı olarak verilmiş ve kiracı bu belgedeki imzaya itiraz etmişse, kiraya veren artık İcra Mahkemesi’ne başvurarak itirazın kaldırılmasını isteyemez. Kiraya veren artık Sulh Hukuk Mahkemesi’nde tahliye davası açmak mecburiyetinde kalacaktır.imza inkar edildiği takdirde mahkemece imza örnekleri alınarak Adli Tıp yoluyla imza incelemesi yapılıyor, sonucuna göre karar vermektedir.Noterde düzenlenmiş veya imzası noterce onaylanmış tahliye taahhütlerinde, icra takibinde imza inkârında bulunulamaz. Noterden tasdikli bir tahliye taahhüdünde imza inkârında bulunulursa, mesele İcra Mahkemesinde değil, Sulh Hukuk Mahkemesi’nde çözülmelidir 

    -Davacı kiralayan, kiralayan ölmüşse mirasçılarıdır. Kiralayan olmayan malikin dava hakkı yoktur. Davalı ise kiracıdır.
    -Taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinde bir madde olarak yazılmış olan tahliye taahhüdü geçerli değildir.

    -Tahliye taahhüdü kira sözleşmesinde yer almıyor, ayrı bir kâğıda yazılmış bulunuyor olsa bile, kira sözleşmesi ile aynı tarihi taşıyorsa geçersiz sayılacaktır.
    -Kiracının kiralamış olduğu taşınmaza girmeden önce verdiği tahliye taahhüdü de geçersiz olacaktır.
    -Tahliye taahhüdünün geçerli olması için kira dönemi içinde verilmesi ve kiracının kiraladığı gayrimenkulün içinde olması gerekecektir.
    -Herhangi bir şarta bağlı olarak verilen tahliye taahhütnamesi, şart gerçekleştiği takdirde geçerli olacaktır.

    2-Konut ve İşyeri İhtiyacı Sebebiyle Tahliye


    Buna göre kiralayan;aşağıda belirttiğimiz grup içerisinde yer alan kişilerin mesken veya işyeri ihtiyacı için kira sözleşmesinin bitiminden itibaren (1) ay içinde tahliye davası açabilecektir. Tahliye davası açabilmek için kiraya veren sıfatına haiz olmak gerekir. Bu davayı kiralayanın yanı sıra malik ve intifa hakkı sahibi de açabilir. Dava kiracıya karşı açılır; eğer kiracılar birden fazla ise, davanın hepsine birden yöneltilmesi gerekmektedir. Zira tahliye borcu, bölünebilecek nitelikteki borçlardan değildir. 

    Kira sözleşmesinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açılacaktır; ama dava açılacağı daha önceden veya bir aylık süre içinde kiracıya bildirilmişse, davanın bildirimini takip eden dönem sonuna kadar açılması mümkün hale gelecektir. Dava açıldıktan sonra veya ihtar çekildikten sonra kira parasının ihtirazı kayıtla alınıp alınmamasının önemi yoktur. Bu durumda kira bedeli alınabilir. Bu davada mahkemece aranacak en önemli husus ihtiyacın samimi olup olmadığı hususu olup, ihtiyaç iddiası her türlü delille ispatlanabilir.

    Kanun Gereği İhtiyacı Olan kimseler 

    -Kiraya verenin kendisi,
    -Kiraya verenin eşi,
    -Kiraya verenin altsoyu,
    -Kiraya verenin üstsoyu,
    -Kiraya verenin kanun gereğince bakmakla yükümlü olduğu kişilerdir.


    Bu şekilde gerçekleştirilen tahliyenin sonunda ise; kiraya verenin, söz konusu taşınmazı herhangi bir haklı ve yerinde sebebe dayanmaksızın, 3 yıl boyunca eski kiracıdan başka birine kiralaması mümkün olmayacaktır.

    3-Yeni Malikin İhtiyacı Sebebiyle Tahliye:


    Bu davada yeni malik iktisap tarihinden itibaren bir ay içinde iktisap durumunu, ihtiyacını, tahliye isteğini ve aksi halde tahliye davası açacağını kiracıya bildirmek kaydıyla, gene iktisap tarihinden başlayarak altı ay sonra tahliye davası açabilecektir. Diğer ihtiyaç sebebiyle açılan davada söylenenler bu dava içinde geçerlidir.

    Yeni malikin gereksinimi nedeni ile açılacak tahliye davaları yukarıda ifade edilen sürelerden farklı olarak, kira sözleşmesine konusu taşınmazın yeni malik tarafından edinildiği tarihten itibaren, 1 ay içerisinde söz konusu durumun kiracıya yazılı olarak bildirilmesi şartıyla 6 ay sonra açılabilecektir. Ayrıca buna ek olarak, yeni malik tarafından işbu gerekçeye dayalı tahliye davası açma hakkının, söz konusu kira sözleşmesinin bitiminden itibaren 1 ay içinde kullanılması da mümkündür.

    İşbu öncelik hakkı, eski kiracı tarafından bildirimden itibaren 1 aylık süre içinde kullanılabilir. Belirtmek gerekir ki; kiraya veren tarafından söz konusu öncelik hakkı sona erdirilmeksizin, yenilen taşınmazın 3 yıl geçmeden başka birine kiralanması mümkün bulunmamaktadır.

    4-Yeniden İnşa Veya Esaslı Onarım Sebebiyle Tahliye: 


    6570 Sayılı Kanunun konuya ilişkin mad. 7/ç hükmüne göre taşınmazı yeniden inşa veya imar maksadıyla esaslı bir surette tamir, genişletme veya düzenleme için çalışma esnasında içinde ikamet veya faaliyet mümkün olmadığı fennen anlaşıldığı takdirde kira akdinin sonunda kiraya veren tahliye davası açabilir. Bu dava da kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde açılmalıdır. Davayı kiralayan açar, ancak, ihtiyaç sebebiyle tahliye davalarında olduğu gibi, kiralayan durumunda olmayan malikinde bu davayı açma hakkı bulunmaktadır. 

    Bu dava için de önceden ihtar gerekli değildir. Ancak gerekmemekle birlikte ihtarname gönderilmişse, bu durumda bu davada dönem sonuna kadar açılabilir. Bu davada en önemli husus, yeniden inşaya, esaslı tamir ve tadilata ilişkin olarak hazırlanan tadilat projesinin mahkemeye sunulmasıdır. Keşif sırasında teknik bilirkişiler, söz konusu tadilat sırasında taşınmazda kiracının bulunmasının fennen mümkün olmadığını bildirilerse, mahkemece tahliyeye karar veriliyor. Dolayısıyla yapılacak tamir ve tadilatın esaslı surette olması ve bunlar yapılırken mecurda kiracının oturmasının fennen mümkün olmaması gerekmektedir.

    5-Bir Kira Yılı İçinde İki Haklı İhtar Sebebiyle Tahliye: 


    Buna göre, kira bedelini ödemediğinden dolayı bir yıl içinde iki defa haklı olarak yazılı ihtarnameye sebep olan kiracı aleyhine kira sözleşmesinin hitamında, kiralayan tarafından tahliye davası açılması mümkün bulunmaktadır. Buradaki bir yıl tabiri bir kira yılı şeklinde anlaşılmalıdır İki haklı ihtar sebebiyle tahliye davası da, kira süresinin bitimini izleyen bir aylık süre içinde açılmalıdır. Bu dava için

    a-Kiracının iki haklı ihtara sebebiyet vermesi,
    b-İhtarnamelerin yazılı olması gerekir.
    c-Bu iki ihtarın bir kira döneminde ve bir yıl içinde başka başka aylara ait olması,
    d-İhtarların muaccel olan kira bedellerini kapsaması,
    e-Davanın kira süresinin hitamını takip eden bir ayın içinde açılmış olması gerekmektedir
    f-Kirası ödenmeyen ayların hangileri olduğunun ihtarnamede açıkça belirtilmiş olması gerekecektir.
    g-İhtarnamelerde istenen kiraların muacceliyet kazanmış olması yani kiracıdan istenebilecek bir borç durumuna gelmiş olması gerekecektir.

    Tahliye davasının kira sözleşmesinin bitimini takip eden 1 aylık süre içinde açılması gereklidir.

    6-Kiracının veya eşinin aynı belediye sınırları içinde meskeni bulunması sebebiyle Tahliye


    Kiracının kirada oturduğu yer ile aynı belediye sınırları içinde meskeninin bulunması halinde kiralayan her zaman tahliye davası açarak, kiracının tahliyesini isteyebilir. Bu dava süreye bağlı değildir.

    -Kiracının ya da birlikte yaşamakta olduğu eşinin, aynı şehirde veya aynı belediye sınırları içinde yer alan bir meskeni olmalıdır.
    -Söz konusu olan mesken, kiracının ve eşinin sosyal durumuna, aile durumuna ve sağlık durumuna göre oturabileceği, kullanabileceği bir mesken olmalıdır.
    -Bu mesken kiracının ya da eşinin üzerine tapuda kayıtlı bulunmalıdır.
    -Kiralanmış olan konutun sahibi yani ev sahibi, kiracısına 6570 sayılı kanun un 7.maddesı’nin son fıkrasına dayanan tahliye isteğinde bulunmayacağını taahhüt etmiş olmamalıdır.


    Ancak her zaman kiracının aynı belediye sınırları içinde meskeninin bulunması her zaman tahliye sebebi olamaz Gerçekten de, bu hususta tahliye davasına muhatap olan kiracının sağlık durumu, sosyal, ekonomik ve kültürel şartları mutlaka dikkate alınmalıdır. Mesela romatizmal hastalıkları bulunan kiracının aynı belediye sınırları içinde çok rutubetli bir bodrum kata sahip olması, onun tahliyesi için yeterli sebep oluşturmayacaktır. 6570 sayılı K. mad. 7/2 hükmüne göre tahliye davasını açmaya sadece malikin yetkili olduğunu da belirtmeliyiz . Oysa buraya kadar incelediğimiz tahliye sebeplerinde dava açma hakkı, kural olarak, kiraya verenlere tanınmıştı. Ancak bu dava, malik tarafından her zaman açılabilecektir. Demek ki malik sıfatına sahip olan kiraya veren, incelemekte olduğumuz tahliye davasını açmak için süresin sonunu veya iktisap tarihinden itibaren altı ayın geçmesini beklemek zorunda değildir.

    7-Fuzuli İşgal Sebebiyle Tahliye


    6570 sayılı kanun, kira sözleşmelerinde aksine açıklama olmadıkça, kiralanan yerin kiracı tarafından başkasına kiraya verilmesine (alt kirayı) veya kiracının kiracılık hakkını devretmesini (kiranın devrini) caiz görmemiştir. Keza, kiracının terk ettiği taşınmazı başkasına herhangi bir sebeple işgal ettirmesi de yasaklanmıştır. Buna karşılık, sözleşmenin asıl amacı itibariyle başkalarına kiraya verilmesi gereken veya mutat olan otel, pansiyon öğrenci yurdu gibi yerler ise, bu hükmün dışındadır. Ne var ki, taşınmazın tamamının başkasına kiraya verilmesi veya taşınmazın tamamı için kiranın devri gene yasak kapsamına alınmıştır. İşte, belirtilen yasaklara aykırı davranılmışsa, taşınmaza kiracı veya devralan sıfatıyla girenler ya da taşınmazı herhangi bir sebeple işgal edenler aleyhine hiç bir ihtara hacet kalmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açılabilecektir. Bu takdirde devreden kiracıya akde aykırılıktan, işgal edene karşıda fuzuli işgallikten dolayı birlikte veya ayrı ayrı dava açılabilir.

    BORÇLAR KANUNUNA GÖRE TAHLİYE SEBEPLERİ


    1-Sözleşmeye aykırılık nedeniyle tahliye davası:


    BK md. 256 genel bir hüküm olup, hem BK, hem de GKKK kapsamına giren yerler için uygulanır. Bu maddeye göre kiracının akde aykırı davranması durumunda, kiraya veren süre sonunu beklemeden sözleşmeyi hemen feshedebilecektir. Malikin bu davayı açma hakkı yoktur. Kiraya verenin bu yola başvurabilmesi için, evvela kiracıya akde aykırılığı gidermesini ihtar etmesi ve münasip bir mehil vermesi gerekir. Bu ihtar, herhangi bir şekle tabi değildir. Eğer kiracı, kiralananı açıktan açığa fena kullanarak kiralanana daimi bir zarar verirse , ihtara da gerek yoktur. Eğer yapılan ihtar amacına ulaşmışsa, yani kiracı ihtar üzerine, yani kiracı ihtar üzerine sözleşmeye ve kanuna aykırı davranışlarına son vermişse, artık kiraya verenin sözleşmeyi feshetme hakkı mevcut olmayacak, akde aykırılık giderilmediği takdirde ise tahliye davası açılabilecektir. (EK-6 Örnek dava ve cevap dilekçesi)

    2-Temerrüt nedeniyle tahliye:


    Kiracı muaccel olan kira bedelini altı ay ve ya daha fazla süreli kira sözleşmelerinde otuz günlük; daha az süreli sözleşmelerde altı günlük süre içinde ihtarname tebliğine rağmen ödemezse temerrüde düşmüş olur. Buna göre, kiraya veren, muaccel kira bedelini ödemeyen kiracısına bir ihtarda bulunacak ve bu ihtarla hem ödeme için 30 günlük süreyi bildirecek, hem de süre sonunda sözleşmeyi feshedeceğini açıkça belirtecektir. Ayrıca ödenmeyen kira miktarının da ihtarda gösterilmesi gerekir. Kiracı, verilen mehilin sonunda kira borcunu öderse, mesele kalmaz. Kiralayan ihtarnamede fazla kira talep etse dahi, kiracı ihtilafsız kira bedelini 30 günlük süre içinde ödemek zorundadır. Aksi halde temerrüde düşecektir. Dava 30 günlük sürenin sonunda açılabilir. Kira süresinin sonunu beklemeye gerek yoktur. (EK-7 Örnek dava dilekçesi)

    3-10 yıllık Sürenin Dolması veya Feshi İhbar Üzerine Sona Erme:


    Belirli süreli kira sözleşmelerinde. Sözleme süresinin bitimine dayanarak Sözleşmeyi fesih imkanı kiralayana tanınmamıştır.Fakat belirli de olsa belirsiz süreli de olsa kiracıların  10 yıldan sonra tahliye edilebilmesi için yukarıdaki gerekçeler aranmıyor. 1 Temmuz 2014 tarihinde yürürlüğe giren kanun uygulaması gereğince her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebiliyor.


    Dava Açma Süresinin Uzaması ve Şartları;


    Kiraya veren tarafından, yukarıda ifade edilen dava açma süreleri içerisinde, söz konusu sebeplere dayalı olarak tahliye davası açılacağının kiracıya yazılı olarak bildirilmesi şartıyla, kiraya verenin yeni kira yılı boyunca tahliye davası açma hak ve yetkisi geçerliliğini koruyacaktır.


    Yazar 

    Av. İbrahim DURAN

    Kıdem Tazminatı hakkında BURAYA TIKLAYARAK bizimle irtibata geçebilirsiniz

    Telefon :0 555 565 8173

    Adres  : Sahabiye Mah. Ahmetpaşa Cad. Örnek İş Mrkz. No:17/501 Kocasinan/KAYSERİ

    Baro   : Kayseri Barosu

    T.C      : 55567403948
  • Kayseri Kıdem Tazminatı avukatı Kıdem Tazminatının Şartları

    Kayseri Kıdem Tazminatı avukatı, Kıdem Tazminatının Şartları, Hangi Durumlarda Kıdem Tazminatı Alınabilir,Kimler Kıdem Tazminatı Alamaz, 

    Kıdem Tazminatı Nedir?


    Kıdem Tazminatı
    Kıdem tazminatı, belli koşulların sağlanması halinde işyerinde çalıştığı süre boyunca kazandığı kıdeminin karşılığı olarak işveren tarafından işçiye  ödenen tazminattır. İşçi  işyerine çalıştığı sürece emek vermekte, işverenin ticari işinin yürütülmesine katkı sağlamaktadır. İşçinin bu düzenli ve sürekli çalışmasının karşılığında işyerinde geçirdiği süre ölçü alınarak kendisine kıdem tazminatı ödenmektedir. Kıdem tazminatı, işçinin son aldığı ücrete yol, yemek, sosyal yardım (eğitim, konut vs.) gibi haklar da ilave edilerek bulunan brüt ücret üzerinden hesaplanarak ödenir.Kıdem tazminatı, şartların sağlanması halinde işveren tarafından işçinin en son aldığı bürüt maaşı üzerinden ödenen ikramiyedir.

    Kıdem Tazminatı Alınabilmesinin Koşulları

    1475 sayılı İş Kanunu, şuan geçerli olmasa da aynı kanunun 14. maddesi kıdem tazminatı ilişkin olup hala geçerliliğini korumaktadır. 1475 Sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi kıdem tazminatı düzenlemiş olup madde metnine göre kıdem tazminatına hak kazanmak için şu şartların varlığı aranır : 

    -İşçi, İş kanuna Tabi İşçi Olmalı
    -İşçi, En Az 1 Yıl Çalışmış Olmalı
    -İş Sözleşmesi, İş Kanununda Belirtilen Şekillerde Sona Ermiş Olmalı.

    1- İşçi, 4857 sayılı Kanuna göre işçi olmalı: 

    Yürürlükte olan İş Kanunu’na tabi çalışan işçiler kastedilmiştir. Bu kanun kapsamında çalışan işçiler ilgili kanunun 4. maddesinde iş işçi sayılmayanlar listelenmiştir.Bu madde kapsamına girmeyen çalışanlar iş kanuna tabi sayılmaktadır.

          Kimler Kıdem Tazminatı Talep Edemez ?

    Kıdem tazminatını ancak İş Kanunu'na göre işçi statüsünde bulunlar talep etme hakkına sahiptir. İş kanuna göre İşçi;iş sözleşmesi ile bir işverenin işyerinde çalışan kişiye işçi denilmektedir. İş sözleşmesinin yazılı veya sözlü olabilir . Günümüzde çoğunlukla işçiler yazılı bir sözleşme olmadan fiilen çalışmaktadır. İş Kanunu’nun 14. Maddesi aşağıdaki iş ve meslek grupları içerisinde yer alan şahısların yaptığı çalışmayı işçilik saymadığı için, bu kişiler işçi olmamaları nedeniyle kıdem tazminatı alamazlar:

    İŞ kanununa Göre işçi sayılamayacaklar  kişiler sayılmıştır Bu statüde çalışanlar işçi olmadığı için doğal olarak kıdem tazminatı da telep isteme hakları da yoktur.

    -Deniz ve hava taşıma işlerinde çalışanlar,
    -50’den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde çalışanlar,
    -Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her çeşit yapı işleri,
    -Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü dereceye kadar (3 üncü derece dahil) hısımları arasında dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el sanatlarının yapıldığı işlerde çalışanlar,
    -Ev hizmetlerinde çalışanlar,
    -Çıraklar,
    -Sporcular,
    -Rehabilite edilenler,
    -Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’nun 2 nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde çalışanlar.,
    Bu statüde çalışanlar işçi olmadığı gibi kıdem tazminatı isteme hakları da yoktur.


    2- İşçi, en az 1 yıl çalışmış olmalı:


    Bir işçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için o iş yerinde en az 1 yıl çalışmış olması gerekmektedir. 1 yıllık çalışma süresini henüz doldurmamış işçiler kıdem tazminatına hak kazanamazlar.Burada iş yerinden kasıt aynı işverenin altında olmaktır,yani aynı işveren altına başka iş yerlerinde de çalışılsa kıdem tazminatına hak kazanılacaktır.


    3- İş Sözleşmesi, belirli nedenlerle sona ermeli:

    Kanunda belirtilen hallerde sona ermesi gerekmektedir. Burada işçi ya da işveren tarafından sona ermesinin bir farkı yoktur.Önemli olan sözleşmenin belirli süreli veya belirsiz süreli olup olmamasına göre değişmektedir.
    İlk Durum ;İşçinin, iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiş olması halinde  her şekilde kıdem tazminatı almaya hak kazanacaktır. 
    İkinci Durum;İşverenin iş sözleşmesini feshetmesi halinde, işçinin kıdem tazminatı alabilmesi için bu feshin haksız olması gerekir. İşveren haklı nedenlerle iş sözleşmesini feshetmişse veya işçinin yaptığı fesih haksız bir fesih ise işçi, kıdem tazminatına hak kazanamaz.
    Üçüncü Durum : İş kanunun 18. maddesine göre yapılan geçerli nedene göre yapılan fesihlerde de kıdem tazminatı ödenmesi gerekir

    FESİH NEDENLERİ


    İşverenler, işçilerinin iş sözleşmelerini çoğunlukla keyfi olarak feshederler. Sebepsiz ve kanuna aykırı olarak feshedilmiş iş sözleşmelerinin varlığı halinde işçiler her halükarda kıdem tazminatı almaya hak kazanacaklardır.

    işveren geçerli ya da haklı nedene dayalı fesihde de fesih etmiş olsa ikisinde de kıdem tazminatı ödemekle yükümlüdür.Tek istisna işveren tarafından feshedilen hallerde 25/2 yani ahlaki nedenlerle fesih durumunda işçiye kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır

    İşveren tarafından Fesih Nedenleri,


    Sağlık Sebepleri : İşçi sağlık nedenlerini göstererek iş sözleşmesini feshedebilir ve kıdem tazminatına hak kazanabilir. Bu şekilde feshin haklı görülebilmesi için işçinin tam teşekküllü devlet hastaneleri ve üniversite hastanelerinden rapor alması gerekir. 

    İşçiyi Yanıltmak : İşveren, iş ile ilgili olarak işçisini esaslı bir biçimde yanıltmış ve hataya düşürmüşse iş sözleşmesi işçi tarafından haklı olarak feshedilip kıdem tazminatına hak kazanılabilir. 

    Maaşın Ödenmemesi : Maaşını alamayan işçi, ücretinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini feshedip kıdem tazminatına hak kazanabilir. 

    Cinsel Taciz : İşveren, işçi veya müşterilerden ötürü cinsel taciza maruz kalan kişi, iş sözleşmesini feshedip kıdem tazminatına hak kazanabilir. 

    Hakaret, Tehdit vb. : İşveren veya vekillerinin işçiye TCK anlamında hakaret ve tehdit fiillerini yöneltmesi hallerinde işçi, sözleşmeyi feshedebilir ve kıdem tazminatına hak kazanabilir. 

    İşin az verilmesi : Parça başı iş yapan işçinin daha az maaş alması için kendisine az iş verilmesi halinde işçi, sözleşmesini feshedebilir ve kıdem tazminatına hak kazanabilir. 

    Sendika Yöneticiliği : Sendika yöneticisi olan işçi, iş sözleşmesini askıya alabileceği gibi feshedip kıdem tazminatına da hak kazanabilir. 

    Askerlik : Muvazzaf askerlik nedeniyle iş sözleşmesinin feshi halinde işçi kıdem tazminatına hak kazanır. 

    İşçinin Ölmesi : İşçinin ölmesi kıdem tazminatını etkilemez. Mirasçıları, işçinin ölmesi halinde kıdem tazminatını talep edebilecektir. 

    Emeklilik : Emeklilik halinde işçiler kıdem tazminatına hak kazanacaktır. 

    Evlenme : Kadın işçi, evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde evlilik sebebiyle iş sözleşmesini sona erdirerek kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. 

    Çalışma Şartlarında Esaslı Değişiklik : Çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik olan işçi, iş sözleşmesini feshederek kıdem tazminatına hak kazanabilir. 

    İşveren tarafından Fesih Nedenleri


    Sağlık Sebepleri : İşçinin kendi kastı nedeniyle hasta olması veya tedavi edilemeyecek bir hastalığının olması halinde işe devamsızlığının art arda 3 gün veya aynı ay içerisinde 5 gün olması halinde işveren, işçinin kıdemini ödeyerek iş sözleşmesini derhal feshedebilir. Burada bahsi geçen hastalık, işçinin alkol ve uyuşturucu hastalığı, madde bağımlılıkları, uygunsuz yaşama vb. hallerdir.
      
    Zorlayıcı Sebepler : İşçiyi iş yerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması halinde işveren, işçinin kıdem tazminatını ödeyerek iş sözleşmesini haklı olarak feshedebilir. 
    İşçinin Gözaltına Alınması, Tutuklanması : İşçinin gözaltına alınması veya işçinin tutuklanması hallerinde işe gitmeme halinin İş Kanunun 17. maddesinde belirtilen süreleri geçmesi halinde işveren, işçinin kıdemini ödeyerek iş sözleşmesini haklı olarak feshedebilir. 

    İş Kanunu Md. 18 : İş Kanunun 18. maddesi işverene, geçerli nedenlerle iş sözleşmesini feshedebilmesi imkanı tanır. Geçerli nedenlere dayanılarak yapılan fesihlerde de işçilere kıdem tazminatının ödenmesi gerekir. 

    İşçi Bu hallerde Kıdem Tazminatı Almaya Hak Kazanacaktır

    Kıdem Tazminatı Hesaplama Yöntemi


    Kıdem Tazminatının nasıl hesaplanacağı 1475 sayılı İş Kanunu’nda yer almakta olup bu madde hala geçerliliğini sürdürmektedir. İşçinin kıdem tazminatı hesaplanırken kıdeme eklenecek (kıdem tazminatına dahil olan) kazançlar şunlardır :

    -Günlük Brüt Kazanç 
    -Sosyal Yardım ve Benzeri Yardımlar (Yol, yemek vb.) 
    -Düzenlilik arzeden prim, ikramiye 
    -Aile Yardımı 
    -Bahşiş 
    -Alışveriş Çekleri 
    -Lojman (İşveren tarafından karşılanıyorsa kira bedelleri) 

    Kıdem tazminatı hesaplanırken öncelikli olarak işçinin 1 yıllık kıdemi hesaplanacaktır. Bu hesaplamada yukarıda sıraladığımız gelirler toplamı esas alınacak ve işçinin kıdemi belirlenecektir. Bununla birlikte kıdeme hak kazanan işçinin kaç yıllık kıdemi var ise bulunan bedel bu yıl ile çarpılacak ve işçinin hak kazandığı toplam Kıdem Tazminatı bedeli hesaplanacaktır. Kıdem tazminatında yalnızca damga vergisi kesintisi söz konusu olmaktadır. Bunun haricinde herhangi bir kesinti olması imkansızdır.

    Kıdem Tazminatı Tavanı Ne Kadardır ?


    Her ne kadar kıdem tazminatı hesaplamasında işçinin aylık brüt maaşı üzerinden kıdem tazminatı hesaplansa da işçinin aylık brüt maaşı kanunca konulan üst sınırı geçemeyecektir. 2013 yılı Haziran ayına kadar geçerli olacak Kıdem Tazminatı Tavanı 3.129,25 Türk Lirasıdır.

    Kıdem tazminatı tavanı toplu iş sözleşmeleri de dahil olmak üzere işçi ve işveren arasında yapılan sözleşmelerle de aşılamayacaktır. Bununla birlikte kıdem tazminatı tavanı için esas alınan gün, işçinin işten ayrıldığı gündür. Yani işçinin işten ayrıldığı tarihte geçerli olan kıdem tazminatı tavanı esas alınacak ve kıdem tazminatı bu tarih üzerinden hesaplamaya tabi olacaktır.

    İşçi Alacağı Davası ( Kıdem Tazminatının Alınması İçin Açılacak Dava)


    Kıdem tazminatı ödenmemesi noktasında uyuşmazlıkla karşılaşan işçiler öncelikle dava açmak durumundadırlar. Mahkeme kıdem tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığını incelemekte bu bakımdan fesin geçerli olup olmadığını incelmekte fesih sebepleri haklı ise mahkeme tarafından kıdem tazmşnatına hükmedilecektir.

    Kıdem Tazminatı Talebinde Görevli Mahkeme


    Kıdem tazminatlarında görevli mahkeme İş Mahkemeleridir.

    Kıdem Tazminatı Talebinde Yetkili Mahkeme


    Yetkili mahkeme HMK genel kurallara göre belirlenir. Buna göre kıdem tazminatının talep edileceği alacak davalarında yetkili mahkeme ;işçinin işini gördüğü yer mahkemesi veya davalının ikametgahıdır. Burada işçinin seçimlik hakkı olduğu görülse de yargıtay seçimlik hakkının olduğunu kabul etmemekte ve yetkili mahkeme işçinin, işini gördüğü yer mahkemesi demektedir.

    Kıdem Tazminatında Faiz


    Kıdem tazminatının geç ödenmesi veya ödenmemesi nedeniyle mahkeme tarafından fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmedilir..

    Kıdem Tazminatında Zamanaşımı


    Kıdem tazminatı için açılacak davalarda zaman aşımı genel zaman aşımı 10 yıldır.Bu süre içerisinde talep edilmeyen kıdem tazminatı alacakları zaman aşımına uğrar.


    İŞÇİ HANGİ DURUMLARDA KIDEM TAZMİNATI TALEP EDEBİLİR

    1-Askere Gideceğim Kıdem Tazminatı Alabilir miyim ?


    Askere gitmek için işinden istifa eden ve askere giden işçiler kıdem tazminatını almaya hak kazanacaktır. Askerlik nedeniyle kıdem tazminatı almaya ilişkin Yargıtay Kararları şu şekildedir : 
    9. Hukuk Dairesi / 2012: Davacının askere gitmek üzere istifa ettiği ve askere sevkedildiği anlaşılmakta olup kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekir. 
    9. Hukuk Dairesi / 2008: Davacının özel sebeplerle ayrılıp bir hafta sonra askere gitmekle kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekir. 
    9. Hukuk Dairesi / 1983: 7 ay sonra askere gittiği anlaşılmakta olup kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekir. 

    2-İş Yerimin yeri değişti Kıdem Tazminatı Alabilir miyim ?


    Günümüzde birçok işyeri bazı sebeplerden ötürü başka illere veya ilçelere taşınmakta ve faaliyetlerini orada sürdürmektedir. Fakat bu durum çoğu zaman işçiler için ulaşım vb. sıkıntılara yol açmaktadır. İşyerinin başka bir ile taşınması veya başka bir ilçeye taşınması halinde işçiler sözleşmelerini haklı sebeple feshedebilecek ve kıdem tazminatına hak kazanacaklardır.

    3-Emekli olacağım Kıdem Tazminatı Alabilir miyim ?


    İşçiler, kanunda sayılan bazı şartları sağladıkları takdirde emekliliğe hak kazanırlar. Kanuna göre emekliliğe hak kazanmış kişiler kıdem tazminatı almaya hak kazanırlar. Buna göre 15 yıl 3600 gün prim şartını tamamlayan her işçi emekliliği halinde kıdem tazminatını almaya hak kazanacaktır.


    4-Emekli olmama rağmen çalışmaya devam ettim Kıdem Tazminatı Alabilir miyim?


    Emeklilik şartları sağlanmış olmasına rağmen kıdem ve ihbar tazminatı almaksızın çalışmalarına devam eden işçiler, kıdem tazminatlarını toplam süre üzerinden hesaplanarak almaya hak kazanırlar. Emeklilik sonrası çalışma hususuna ilişkin bazı Yargıtay Kararları şu şekildedir : 
    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi / 2012 : Emekli olmasına rağmen çalışmasına devam etmiş ve emeklilikte kıdem ödemesi yapılmamışsa tüm çalışma süresi nazara alınarak hesaplama yapılır. 
    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi / 2008 : Emekli olmasına rağmen çalışmasına devam etmiş ve emeklilikte kıdem ödemesi yapılmamışsa ayrı ayır değil tüm çalışma süresi nazara alınarak hesaplama yapılır. 

    5-Evlendim İşimden Ayrılmak İstiyorum  Kıdem Tazminatı Alabilir miyim  ?


    İş Kanununda göre ; kadın işçi evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde evlilik nedeniyle sözleşmesini feshetmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanacaktır.

    Evlilik nedeniyle kadın işçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için ; iş sözleşmesini evlilik tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde evlilik nedeniyle feshetmesi gerekir. Bu imkanın evlenmeden önce kullanılması imkansızdır.

    6-İş Yerimde Cinsel Tacize Uğradım Kıdem Tazminatı Alabilir miyim?


    İşverenler, işyerlerinde işçilerinin gözetimini sağlamak, onlara daha verimli ve daha sağlıklı bir çalışma koşulları sağlamakla yükümlüdür. Bir işçinin işyerinde cinsel tacize uğraması halinde işçi ; İş Kanunu gereği iş sözleşmesini haklı sebeple feshedebilir. Cinsel taciz fiili, yalnızca işveren tarafından değil, işçinin iş arkadaşları veya 3. kişi tarafından da gerçekleştirilebilir. Böyle bir durumda da işverenin sorumluluğu söz konusu olacaktır.

    İşçi, cinsel taciz hususunu işverenine bildirmeli ve önlem almasını talep etmelidir. Şayet işveren böyle bir hususa yönelik gerekli tedbirleri almış veya almamış olsun, fiilin tekrarlanması halinde işçi, iş sözleşmesini haklı olarak feshedebilecek ve kıdem tazminatı almaya hak kazanacaktır.

    Cinsel tacizi oluşturan fiilin ağırlığı tedbiri gerektirmeyecek kadar ağır ise önlem talep etmeksizin iş sözleşmesi işçi tarafından haklı olarak feshedilebilir. Bu hususa ilişkin bazı Yargıtay Kararları şu şekildedir : 
    Yargıtay 9 . Hukuk Dairesi / 2011: Davacının cinsel tacizde bulunduğu anlaşılmakla işveren feshi haklıdır. 
    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi / 2012: İşverenin cinsel tacizde bulunması nedeniyle işçi feshi haklıdır. 

    7-Patronum Mobbing Uyguluyor Kıdem Tazminatı  Alabilir miyim ? 


    Ülkemizde son yıllarda İş Hukuku alanına kazandırılmış olan mobbing terimi, işçilerin işi kendi istekleri ile bırakmalarına yönelik her türlü fiili ifade eder. Burada mobbing olması için muhakkak bir fiilin de varlığı aranmamaktadır. Bazı durumlarda, işçiye karşı herhangi bir davranış göstermeden veya harekette bulunmadan da mobbing yapılmış olabilir. İşte bu nedenle mobbing hususu değerlendirilecekken somut olay göz önüne alınmalı ve mobbingin varlığı buna göre tespit edilmelidir.

    Psikolojik taciz olarak da adlandırılan mobbingin varlığı halinde işçiler, iş sözleşmelerini haklı olarak feshedebilecek ve kıdem tazminatı almaya hak kazanabileceklerdir.

    8-Patronum Hakaret Etti Kıdem Tazminatı Alabilir miyim?


    İşverenin hakaret etmesi halinde işçi, iş sözleşmesini haklı olarak feshedebilecek ve kıdem tazminatı almaya hak kazanacaktır. Hakaretin işveren veya işveren vekilleri tarafından yapılmasının bir önemi yoktur. Hakaret, işveren vekili tarafından yapıldığı takdirde de işçi kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Buna ilişkin bazı Yargıtay Kararları şu şekildedir : 
    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi / 2012: İşveren vekili vardiya amirinin hakareti nedeniyle, işçi feshi haklıdır. 
    Yargıtay 9 . Hukuk Dairesi / 2011: Proje müdürünün hakaret olayı nedeniyle işçi, hizmet akdini haklı nedenle feshetmiştir. 
    Yargıtay 9 . Hukuk Dairesi / 2006: Ustabaşının hakareti sonucu davacının işyerini terk ettiği anlaşıldığından kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekir. 
    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi / 2012: Yöneticinin sen adam olamazsın şeklindeki hakareti nedeniyle işçi feshi haklıdır. 

    9-İş Yerinde Can Güvenliğim yok , Kıdem Tazminatı Alabilir miyim ?


    Günümüzde bazı işkolları, niteliği itibariyle hayati riskler taşımakta olup buna ilişkin gerekli tedbirlerin işverenler tarafından alınması gerekir. Riskler nedeniyle işçiler iş kazası geçirmekte, buna ilişkin raporlar almakta ve işçilere istirahat verilmektedir. Şayet istirahat veirlmesine rağmen işçilerin işe gitmeye zorlanmaları kabul edilemez olup işçiler de istirahat haklarını sonuna kadar kullanmalıdırlar. İşte bu nedenlerle işe gitmemekte haklı olan işçilerin iş sözleşmeleri feshedilirse bu fesih haksız fesih olacak ve işçiler kıdem tazminatı almaya hak kazanacaklardır. Buna ilişkin bazı Yargıtay Kararları şu şekildedir : 
    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi / 2010: Irakta can güvenliği nedeniyle işçinin işe gitmemesi haklıdır. 
    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi / 2011: Davacının iş güvenliği nedeniyle işe gitmemesi yaşanan kaza nedeniyle haklıdır. 

    10-Patronum Sigortamı Yatırmıyor Kıdem Tazminatı Alabilir miyim?


    İşçilerin sigorta primlerinin eksik yatırılması veya hiç yatırılmaması hallerinde işçiler iş sözleşmelerini haklı olarak feshedebilir ve kıdem tazminatını alabilirler.

    11-Fazla Mesai Ücretim Ödenmiyor Kıdem Tazminatı Alabilir miyim ?


    İşçi, emeğini çalıştığı yere emeğini vererek bunu karşılığı ücret alarak geçimini sağlamaktadır.. Bu nedenle, maaşının, fazla mesai alacağının veya diğer herhangi bir alacağının ödenmemesi veya sürekli bir şekilde geç ödenmesi halinde işçi, iş akdini feshederek kıdem tazminatına hak kazanır.
    Günümüzde işçilerin birçoğu fazla mesai ücretlerini alamamakta ve bu durum karşısında hukuki açıdan haklarının neler olduğunu bilmemektedir. Fazla mesai ücretleri, işveren tarafından muhakkak ödenmesi gereken alacaklardır. Fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi halinde de  işçiler, iş sözleşmesini feshedebilir ve kıdem tazminatını alabilirler.Aynı şekilde Parça başı iş yapan işçiye daha az ücret ödeyerek işten ayrılmasını sağlamak için az iş verilmesi halinde işçi, iş akdini feshederek kıdem tazminatına hak kazanır.

    12- İşveren tarafından Çalışma Koşullarım Değitirildi Kıdem Tazminatı alabilir miyim ?


    İşçinin iş koşullarında esaslı değişiklik yapılması halinde işçi, iş akdini feshederek kıdem tazminatına hak kazanır.

    Örneğin;İşyerinin mevcut yerinden uzak bir yere taşınması, işçi nitelikli bir işte çalışırken düz işçi olarak çalıştırılması, mevcut pozisyonuna göre daha düşük pozisyonlu görevlerde çalıştırılması, çalışma saatlerinin olağan dışı değiştirilmesi halinde işçi, iş akdini feshederek kıdem tazminatına hak kazanır.

    Örnek Yargıtay Kararları: İnsan Kaynakları müdürü olarak çalışan ve yıllık ücretli izne gönderilirken, izin dönüşü temizlik işinde çalışacağı söylenilen, kabul etmemesi halinde gelmemesi gerektiği belirtilen ve izinde iken yerine işçi alınan davacının iş sözleşmesi eylemli olarak davalı işveren tarafından feshedilmiştir. Zira davacı işçi kabul etmediği için, insan kaynakları müdürü olarak işe alınmayacaktır. Bu durumda işçinin haklı olduğunu kabul etmek gerekir (Yargıtay 9.Hukuk Dairesi – 2010/4093 karar).

    13-İşçinin Ölümü üzerine  Mirasçıları kıdem Tazminatı alabilir mi ? 


    İşçinin ölmesi halinde geriye kalan mirasçıları kıdem tazminatı talebinde bulunabilirler

    İşçinin iş kazası veya başka surette ölmesinin bir önemi yoktur. İş kazasında ölüm halinde işçinin %100 kusurlu olmasının da bir önemi yoktur. İşçinin ölümü halinde mirasçıları kıdem tazminatına hak kazanır.


    İŞÇİ HANGİ DURUMLARDA KIDEM TAZMİNATI ALAMAZ


    1-İşçinin Kendi Kusuruyla Hastalanması Üzerine Kıdem Tazmınatı Alabilir Mi ?


    İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşam tarzından kaynaklı olarak hastalanması veya engelli duruma gelmesi halinde, bu sebeple doğacak devamsızlığın 3 iş günü ard arda sürmesi veya bir ayda 5 iş günü devamsızlık yapması halinde işveren iş akdini feshederse işçi kıdem tazminatı alamaz.

    İşçinin alkol veya uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle üç gün üst üste veya bir ayda beş kez işe gelmemesi halinde işveren iş akdini haklı nedenle feshedebilir ve işçi kıdem tazminatı alamaz.

    İşçinin yakalandığı hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olması ve işyerinde çalışmasının sakıncalı olduğu sağlık kurulu raporuyla tespit edilirse işveren iş akdini bu gerekçeyle feshettiğinde işçi kıdem tazminatı alamaz.

    2-İşe Girerken Yanıltıcı Bilgi Veren İşçi Kıdem Tazmınatı Alabilir Mi ?


    İşçinin iş sözleşmesi yapılırken sözleşmenin esaslı noktalarından biri için lüzumlu nitelikler veya şartlar kendisinde olmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürmesi veya gerçeğe uygun olmayan bilgi veya sözler söyleyerek işvereni yanıltması halinde işveren, iş akdini feshedebilir ve işçi kıdem tazminatı alamaz.

    İşçi, iş akdi yapılırken kendisinin nitelikleri, iş bilgisi, yetenekleri ve tecrübesi konusunda işverene doğru bilgi vermek zorundadır. İşçinin yanlış bilgi vermesi ve verdiği yanlış bilginin iş akdinin gereklerinin yerine getirilip getirilmemesi hususunda önem arz etmesi halinde işveren iş akdini fesheder ve işçi kıdem tazminatı alamaz. İşçinin gerçeğe aykırı olarak verdiği bilgi ve sözler işin yürütülmesine bir etkide bulunuyorsa işveren bu maddeye dayanarak iş akdini feshedebilir.

    3- İşveren veya Ailesine Yönelik Kötü Fiilleri olan İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir Mi ?


    İşçinin işveren veya onun aile bireylerinden biri hakkında şeref ve onurunu rencide edecek kötü sözler söyler veya davranışlarda bulunursa veya işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunursa işveren iş akdini fesheder ve işçi kıdem tazminatı alamaz.

    İşçi işverenin işinde çalıştığı süre boyunca iyiniyet ve ahlak kurallarına uymak zorundadır. Ahlak ve iyiniyet kuralları her iki taraf açısından hem işveren hem işçi açısından karşılıklı olarak geçerlidir. Bu fıkrada aile bireylerinden kastedilen şey, işveren yakın aile bireyleridir. İşverenin anne-babası, eşi, çocukları aile bireyleri sayılmaktadır.

    4-İşyerinde Suç İşleyen İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir Mi ?


    İşçinin işyerinde başka bir işçiye cinsel tacizde bulunması, işyerine sarhoş veya uyuşturucu madde alarak gelmesi, sarhoş olmasa bile bu maddeleri işyerinde kullanması, hırsızlık, güveni kötüye kullanma gibi suçlar işlemesi halinde işveren, iş akdini feshedebilir ve işçi kıdem tazminatı alamaz

    5-İşverenin Meslek Sırlarını ifşa Eden İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir Mi ?


    İşçi, işverenin meslek sırlarını ortaya atarak başkalarının öğrenmesini sağlarsa, işveren, iş sözleşmesini feshedebilir ve işçi kıdem tazminatı alamaz.

    İş ilişkisinde işçi, iş nedeniyle öğrendiği sırları saklamakla yükümlüdür. Esasen bu yükümlülük iş sözleşmesi sonaerse bile sürmektedir. işçinin, iş dolayısıyla öğrendiği sırları ifşa etmemesi hem genel ahlaktan hem de iş hukukundan kaynaklanan bir yükümlülüktür.

    6- 7 Gün veya Daha Fazla  Hapis Cezası Gerektiren Suç İşleyen İşçi  Kıdem Tazminatı Alabilir Mi ?

    İşçi, işyerinde 7 günden fazla hapis cezası gerektiren ve cezası ertelenmeyen bir suç işlerse işveren iş akdini feshedebilir ve işçi kıdem tazminatı alamaz.

    7- Devamsızlık yapan İşçi Kıdem tazminatı Alabilir Mi ?


    İşçi işverenden izin almadan veya haklı bir nedene dayanmadan ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki işgünü veya bir ay içinde toplam üç işgünü işine devam etmemesi halinde işveren iş akdini feshedebilir ve işçi kıdem tazminatı alamaz.

    Uygulamada işverenin iş akdine son vermek için kullandığı en büyük enstrümanlardan biri işçinin devamsızlığıdır. İşçinin devamsızlığı haklı bir neden dayanıyorsa, örneğin işçinin hastalanması veya yakınlarından birinin kendisine muhtaç olacak düzeyde hastalanması gibi, işveren iş akdini devamsızlık gerekçesiyle feshedemez. Uygulamada işverenler devamsızlığı ispat için tutanak tutmaktadır, bu tutanağı imzalayan iş arkadaşları veya yöneticiler iş mahkemesinde tanık olarak dinlenerek tutanağın doğru olup olmadığı anlaşılmaya çalışılmaktadır. İşçi, tutanağa karşı tanık delili ile devamsızlık yapmadığını ispatlayarak kıdem tazminatı hakkını alabilir.

    8- İş Güvenliğini Tehlikeye Düşüren İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir Mi ?


    İşçinin kendi isteği veya ihmali yüzünden iş güvenliğini tehlike düşürmesi, işverene ait olsun olmasın işyerinde bulunan makinaları, tesisatı veya başka malları, kendisinin 30 günlük ücretiyle ödenemeyecek şekilde hasar uğratması halinde işveren iş akdini feshedebilir ve işçi, kıdem tazminatı almaya hak kazanamaz.

    9-Zorlayıcı Sebepler Üzerine İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir Mi


    İşçiyi işyerinde 1 haftadan fazla süreyle çalışmasını engelleyecek zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması durumunda da işveren haklı nedenle akdi feshedebilir.

    10-Tutuklanan İşçi Kıdem tazminatı Alabilir Mi


    İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde kıdemine göre, 6 aylık bir işçiyse bu durumun 2 haftadan fazla sürmesi, 6 ay-1,5 yıl arasında işçiyse 4 haftadan fazla sürmesi, 1,5 yıl- 3 yıl arasında işçiyse 6 haftadan fazla sürmesi, 3 yıldan fazla işçiyse 8 haftadan fazla sürmesi halinde işveren iş akdini haklı nedenle feshedebilir ve işçi kıdem tazminatı alamaz.

    Kıdem tazminatı hakkı, işçinin en temel çalışma haklarından biridir. Kıdem tazminatı, işçinin aynı işyerinde düzenli çalışarak işverimini arttırmasını sağlar. Uygulamada işverenler uzun süre çalışan işçilere kıdem tazminatı vermek yerine bir gerekçeyle eski işçiyi çıkarıp yeni ucuz işgücü sağlama gayretine girmektedir. Bu durum işçinin kıdem tazminatı hakkına işverence yapılan hukuka aykırı bir müdahaledir.




    Yazar 

    Av. İbrahim DURAN

    Kıdem Tazminatı hakkında BURAYA TIKLAYARAK bizimle irtibata geçebilirsiniz

    Telefon :0 555 565 8173

    Adres  : Sahabiye Mah. Ahmetpaşa Cad. Örnek İş Mrkz. No:17/501 Kocasinan/KAYSERİ

    Baro   : Kayseri Barosu

    T.C      : 55567403948

  • Boşanma Tazminatı Maddi Tazminat Manevi tazminat

    Boşanma Tazminatı Maddi Tazminat Manevi Tazminat 

    Boşanma Halinde Tazminat


    Maddi Tazminat


    Medeni kanunun 174/1. maddesine göre “Mevcut veya beklenen menfaat­leri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.” T.M.K.’unun 174/1. maddesine göre maddi tazminat verilebilmesi için tazminat isteyen kişinin kusursuz veya davalı tarafa nazaran daha az kusurlu, davalı tarafın kusurlu olmuş olması gerekir. Eşit kusur halinde maddi tazminat istenemez


    Boşanma Davalarında Maddi Tazminat


    Boşanma davalarında maddi tazminat talep edilebilmesi için taraflar açsından belirli şartların oluşması gerekir. Aksi taktirde talep edilecek maddi tazminatın hukuki bir altyapısı olmaması nedeniyle tazminat alınması imkansız olacaktır. 
    Boşanma davalarında maddi tazminat istenebilmesinin şartların olması gerekmektedir.

    1. Tarafların boşanmalarına karar verilmesi
    2. Boşanma davalarında tazminat isteyen taraf, boşanmayı getiren olaylarda eşinden daha az kusura sahip olmalı ya da kusursuz olmalıdır.
    3. Davalı taraf kusurlu olmalıdır.
    4. Davalı taraf boşanmayakendi kusuru ile neden olmuşsa onun lehine olmayacak bir tazminat ödenmesine hükmedilemeyecektir.
    5. Boşanma davalarında tazminat talep eden kişinin, mevcut ya da olası menfaatlerinin boşanma nedeniyle sekteye uğraması gerekir.
    Evlenmenin boşanma dışında başka bir sebeple sona ermesi halinde T.M.K. 174/1. maddesi anlamında maddi tazminat talep edilmesi söz konu­su olmaz.

    Yasa koyucu beklenen menfaatlerin neler olduğunu göstermemiştir. Maddi tazminata esas alınabilecek ve boşanma yüzün­den haleldar olduğu ileri sürülen menfaatler, toplumun genel yapısı, ülke ve yaşam gerçekleri göz önüne alınmak suretiyle ve herhalde evlilik birliğinin sürdüğü dönemde normal koşullar altında bir eşin, diğer eşten yapmasını bekleyebileceği ölçü­de makul ve ciddi isteğin mevcut ve beklenen menfaat olduğuna işaret etmiştir

    Yargıtay in yerleşmiş uygulamasına göre boşanmakla diğer eşin sağladığı olanak­lardan yoksun kalınacağından tarafların ekonomik ve sosyal durumuna uygun, yok­sun kalınan destekle uyumlu bir maddi tazminat takdiri gerekmektedir.

    Uygulamaya göre eşler boşanmakla aile ortamının sağladığı mevcut yaşam ko­şullarını kaybetmiş olmakla mevcut veya beklenen menfaatlerini kaybetmiş kabul edilmekte, istek olması koşuluyla uygun bir maddi tazminata karar verilmesi gerek­tiğine işaret edilmektedir.

    Davalı Tarafın Kusurlu Olması Nedir?

    Medeni kanunun 174 dayalı maddi tazminat isteği ile Borçlar Kanu­nundan kaynaklanan tazminat davaları ile birbirinden farklıdır. T.M.K. 174/1. maddesinde düzenlenen tazminat boşanmanın eki olduğu halde, katkı payından kaynaklanan alacak davası ile eşya alacak davası boşanmanın eki değildir. Boşanmanın fer'i sonuçlarından olan iştirak nafakası, yoksulluk nafakası maddi ve manevi tazminat talepleri gibi boşanma davası kesinleşmemiş olmak koşuluyla boşanma davası içinde harca tabi olmadan her zaman istenebilmektedir. Oysa ki katkı payından dolayı alacak davası ile eşya ve ziynet alacak davası her zaman harca tabidir ve mutlaka usulüne uygun olarak harcı yatırılıp açılacak bir dava olması gerekir.

    Boşanmalarda maddi tazminat talep edilebilmesi için gerekli şartlardan, “davalı tarafın kusurlu olması” kriterine göre, davalı kusurunun olmaması durumunda hakim davalının tazminat ödemesi yönünde karar veremez. Bu durumu örnekle açıklamak gerekirse akıl sağlığının yitirilmesi nedeniyle açılacak boşanma davasında davalının akıl hastalığı olması davalıyı kusurundan kaynaklanmaktadır.Boşanmayı getiren olayın, davalı kişinin akıl hastası olması durumunda davalı akıl hastası olması nedeniyle kusurlu görülemez. Ya da farklı bir örnek vermek gerekirse, bazı durumlar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olmaktadır. Bu durumlar üzerinde her iki taraf da kusura sahip görülmediğinde taraflar birbirlerinden maddi tazminat talep edemezler.

    Uygun Bir Tazminata Karar Verilmesi


    Medeni kanunun .174/1. maddesine göre “uygun bir maddi tazminat” talep edilebilmekte­dir. Toplumun genel yapısı, ülke ve yaşam ger­çekleri göz önüne alınmak suretiyle ve herhalde evlilik birliğinin sürdüğü dönemde normal koşullar altında bir eşin diğer eşten yapmasını bekleyebileceği ölçüde ma­kul” olan miktarda tazminatın uygun bir maddi tazminat olduğunun kabulü gere­kir.

    Uygun maddi tazminat tarafların ekonomik, sosyal ve kültürel durumuna uyumlu olan tazminattır.


    Manevi Tazminat


    4721 sayılı T.M.K.’unun 174/ 2. maddesine göre “Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”

    4721 sayılı T.M.K.’unun 174/2. maddesine göre manevi tazminata karar verile­bilmesi için tarafların boşanmasına karar verilmiş olması, davacı tarafın boşanmaya sebebiyet veren olaylar nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğramış ve davalı tarafın boşanma sebebiyle kusurlu olması gerekir. Tarafların eşit derecede kusurlu bulunmaları halinde manevi tazminata karar verilemez.

    1 – Kişilik Haklarımun Saldırıya Uğramış Olması:


    Medeni Kanunun . 174. maddesine göre “boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan taraftan uygun bir miktarda manevi tazminat isteyebilir”. Ka­nunda ifade edilen kişilik haklan kişinin bedensel bütünlüğüne ilişkin hakları, kişi­nin manevi değerleri ve inançlarına ilişkin hakları, kişinin ismi üzerindeki hakları, kişinin onuruna ilişkin hakları kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklar, oy hakkı gibi haklardır. Y.H.G.K. “kişinin yaşam ve sağlığı gibi maddi değerleri ile saygınlık, özgürlükler, özel yaşam gibi manevi değerlerini kişisel değerler” olarak tarif etmiş­tir. T.M.K. 174/2. maddesine göre istekçi eşin boşanmaya sebebiyet veren olaylardan dolayı kişilik haklarına saldırı olduğunu iddia etmeli ve bu durumu kanıtlanmalıdır.

    Örneğin kocanın hamile olan karısını doğum için hastaneye götürmediği gibi, kadının hastaneye götürülmesine de engel olmasını” çok haklı olarak kişilik haklarına saldırı olarak kabul etmiştir. Hakaret, küfür, zina, fiili saldı­rı, iffetsizlik ve iffete saldırı, cinsel ilişki kurulamaması gibi davranışlar kişilik hak­kına saldırı oluşturmaktadır.
    Genel olarak hangi davranışların kişilik hakkına saldırı teşkil edeceği somut olaya bakılıp karar verilmesi gereken bir husustur.Yargıtay bir kararında alkollü araba kullanırken kaza yapıp eşinin topal olmasına sebebiyet veren kocanın karısını terk etmesini kişilik hakkına saldırı olarak nitelendirmiştir.
    Yargıtayın başka bir kararında  4-5 ay evde kapalı tutulmasını ve dışarı çıkmasına izin verilmemesinin kişilik haklarına saldırı teşkil edeceğine karar ver­miştir.

    Kişilik haklarına saldırı olmaksızın şahsi menfaatlerin ağır bir şekilde zarar görmesi olanaklıdır. Aile bütünlüğüne yönelik örneğin güven sarsıcı davranış içinde olmak da manevi tazminatı gerektir­mektedir. Evliliğin devam ettiği sırada başka kadından çocuğun olduğu nüfus ka­yıtlarından anlaşılmışsa bu halde de kadının kişilik haklarına ağır bir saldırı olduğu kabul edilmelidir. 

    Evlenmenin cinsel arzuları tatmin amacıda var­dır. Kocanın cinsel ilişkiyi gerçekleştirememesi kadının yaşama sevincini yitirmesi­ne sebebiyet vereceği kuşkusuzdur. Yargıtay 2. H. D. çok haklı olarak cinsel ilişki kurulamaması halini kadının şahsi menfaatlerine çok ağır bir saldırı olarak nitelen­dirmekte ve manevi tazminatı gerektirdiğine karar vermektedir Y.2.H.D.bir başka kararında “seyahat hürriyetinin çok uzun süre kısıtlanmasını kişilik haklarının çok ağır bir şekilde ihlali olarak nitelendirilmiş ve manevi tazminat gerektirdiğine karar vermiştir.

    2- Manevi Tazminatın Niteliği ve Miktarı: 


    Yargıyatın yerleşik içtihatlarına göre manevi tazminat bir ceza değil karşı tarafın  manevi acı ve üzüntüsünü hafifletmek için bir yaptırımdır. 

    Amaç bozulan manevi dengenin onarılıp düzeltilmesidir. Manevi tazminatın bir ceza olmadığı 22.6.1996 Tarih ve 7/7 sayılı içtihadı birleştirme kararının gerekçesin­ de de açıkça belirtilmiştir. Manevi tazminatla ma­ruz kalınan manevi zararın birebir giderilmesi amaçlanmamaktadır. Manevi tazmi­natla maruz kalınan ızdırabın bir ölçüde hafifletilmesi amaçlanmaktadır.

    Hakim manevi tazminatın miktarını saptarken tarafların ekonomik, sosyal ve kültürel durumu, istekçinin kişilik haklarına yapılan saldırının ağırlığını dikkate alarak T.M.K. 4. maddesinde öngörülen hukuka ve hakkaniyet ilkelerine göre takdir edecektir.

    Manevi tazminatın miktarı kişiye aldığı tazminatın miktarına bakıp aynı saldırı bir kez daha olsa da yine tazminat alsam dedirtmeyecek ve fakat manevi acıların hafifletilmesini sağlayacak kadar olmalıdır.

    Maddi ve Manevi Tazminat İsteyen Kişinin Kusursuz ya da Daha Az Kusurlu Olması Gerekir


    Medeni kanunun 174/ 1. maddesine göre maddi tazminat isteyen kişinin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerekir. Kusursuz ya da daha az kusurlu olmaktan ne anlamak gerektiği oldukça önemlidir. Evlilik boşanmayla neticelendiğine göre bir tarafı mutlak anlamda yüzde yüz kusursuz kabul etmek oldukça zordur. TMK.unun 174. maddesi anlamında kusursuz olmayı boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz olmak olarak anlamalıyız. Doğal bir tepkinin sınırlarını aşmayan davranışlardan dolayı kusurlu sayılmak adil olmayacaktır.

    Maddi tazminat iste­ğinde davacı tarafın kusursuz ya da az kusurlu olması gerekirken manevi tazminat davasında davalı tarafın kusurlu olması koşulu öngörülmüştür. Gerek maddi taz­minat davasında gerekse manevi tazminat davasında istekçi tarafın kusursuz veya az kusurlu olması gerekmektedir.

    4721 Sayılı TMK.unun 174. maddesinin gerekçesinde de açıklandığı üzere davanın da kusurlu olması halinde tazminatın kusur oranına göre tazminat miktarında indirim yapılması, tazminat miktarının hesaplanması sırasında Borçlar Kanununun 42. madde­sinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Davacının kusurunun derecesine göre hiç tazminat ödenmemesi sorununa Yargıtay 2.H.D. istikrar kazanan uygulamasına göre eşit kusur halinde tazminat isteğinin reddine karar verilmesi gerekir.

    Eşler arasında maddi – manevi tazminat isteme hakkı yönünden hiçbir ayrım yapılmamıştır.Örneğin

    Yargıtay 2.H.D.sinin kararlarına göre kocanın evlilik birliğinin öngördüğü yü­kümlülüklerini yerine getirmeyerek eşini uzun süre terk etmesi kusur sayılmaktadır.

    Maddi veya Manevi Tazminat Ödeyecek Kişinin Kusurlu Olması Gerekir


    Gerek maddi gerekirse manevi tazminat kusurlu olan taraftan istenebilir. 4721 Sayılı TMK.unun 1661-2 maddesi evlilik birliğinin ortak yaşamın devamına olanak vermeyecek ölçüde temelinden sarsılması esasını benimsemiş, kusuru boşanma için unsur olarak kabul etmemiştir. Ne var ki hiç kusuru olmayan eş aleyhine boşanma davası açılamaz. Hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez. Dolayısıy­la boşanma da isteyemez. 4721 Sayılı TMK.unun 166/1-2 maddesine göre kusurlu eşinde boşanma davası açabileceği kabul edilmiş ancak bu halde davalının az da olsa bir kusurunun olması gerekli görülmüştür. Davalı bu halde boşanma davasına karşı çıkabilmektedir. Davalının boşanmaya itirazı bir hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmamalıdır. Evlilik birliği müşterek hayatı sürdürmeleri kendisinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa davalının boşanmaya itirazı hak­kın kötüye kullanılması olarak kabul edilmektedir.

    4721 Sayılı TMK.unun 166/4 maddesine göre boşanma davası açılıp reddedilmiş ve kesinleşmiş üç yıl geçtiği halde ortak yaşam kurulamamışsa tam kusurlu eşin de boşanma davası açabilmesi olanaklı olmuştur. Bu halde tam kusursuz eş de 4721 Sayılı TMK.unun 166/4 maddesine göre boşanma davası açabilmektedir.

    Hem maddi hem de manevi tazminat davasında tazminat istenen tarafın kusur­lu olması unsur olarak kabul edilmiştir. Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davasını akıl hastası olmayan eş açabilir. Akıl hastası eş kusurlu kabul edilemeyeceğinden maddi ve manevi tazminat da istenemez,

    Ortada boşanmayı gerektirecek hiçbir neden yokken boşanma davası açan eşin de kusurlu olduğu kabul edilmektedir.

    Maddi ve Manevi Tazminat Almak İçin İstek Olması Gerekir


    H.U.M.K. 75. maddesine göre yargıç iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya iddia sebeplerini kendiliğinden dikkate alamaz. Ancak belirsiz istekleri açıklattırabilir. Hem maddi hem de manevi tazminat için istek olması şarttır, istek olmadan maddi veya manevi tazminata karar verilmesi olanaklı değildir. Bazen eş kusurlu eşten tazminat istediğini bildirir. Ancak ne miktarını ne de ne kadar maddi ne kadar manevi tazminat istediğini açıklamaz. Bazen da örneğin 10.000 TL. tazminat istediğini bildirir ne kadarının maddi ne kadarının manevi tazminat olduğunu açıklamaz. Bu gibi durumlarda istekçiden kesin süre içinde talebini açıklaması ne kadar maddi ne kadar manevi tazminat isteyen taraftan bildirmesi istenmelidir.

    Gerek maddi gerek manevi tazminat kısmen talep edilemez. Fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak istek yapılamaz.

    Maddi ve Manevi Tazminatta Faizin İsteğe Bağlı Olması ve Başlangıç Tarihi


    Hukuk davalarında yargıç istekle bağlıdır. Hükmün isteğin tümünü kapsaya­cak şekilde verilmesi gerekir. Faiz istenmemişse yargıç kendiliğinden faize karar vermez. Gerek maddi tazminat gerekse manevi tazminat boşanmanın eki niteliğinde boşanmaya sıkı sıkıya bağlı haklardır. Ancak boşanma kararı kesinleştikten iti­baren doğabilen haklardandır. Maddi ve manevi tazminat boşanma kararı kesinleş­tikten sonra istenebilir alacak haline geldiğinden faizin de kesinleşmeden itibaren hüküm altına alınmasına karar verilmelidir.


    Maddi Ve Manevi Tazminatın Yabancı Para İle İstenememesi


    BK.’unun 83. maddesine göre “konusu para olan borç memleket parasıyla öde­nir”. Buna göre taraflar arasında özel bir anlaşma yoksa tazminatın Türk parasıyla ödenmesine karar verilmesi gerekir.
    Maddi Ve Manevi Tazminatın Zenginleşme Aracı Olmaması

    Gerek maddi gerekse manevi tazminatın miktar itibariyle zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde saptanması gerekir.

    Gerek maddi gerekse manevi tazminat miktarının istekçi yönünden tazminatı gerektiren olaylar keşke yeniden olsa da bende o kadar tazminatı alabilsem diye özenmesine yol açacak kadar olmamak zenginleşme aracı haline gelmemelidir.

    Uygulamada takdir edilecek tazminatın miktarı hangi kıstaslara göre belirlenme­lidir sorusu en önemli sorundur. Yargıtay uygulamalarına göre tazminat miktarı Türk Medeni Kanununun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Borçlar Kanununun 44. ve 49. maddeleri nazara alınarak takdir edilmelidir. Tarafların ekonomik ve sosyal du­rumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alınarak tazminatın miktarının hâkim tarafından belirlenmesi gerekmektedir.

    Maddi ve Manevi Tazminatın İstenme Zamanı


    Gerek maddi gerekse manevi tazminat boşanma davası kesinleşinceye kadar yar­gılamanın her aşamasında istenebilir. Yazılı bir dilekçeyle istenebileceği gibi duruşma tutanağına geçmek koşuluyla sözlü olarak da istekte bulunmak mümkündür.

    Boşanma davası kesinleşmeden önce yapılan maddi ve manevi tazminat isteği harca tabi değildir.Ancak davanın boşanmaya ilişkin bölümü kesinleştiği halde diğer talepler kesinleşmemişse bu aşamadan sonraki maddi ve manevi tazminat istekleri harca tabidir.

    Boşanma davası aşamasında maddi ve manevi tazminat talep edilmemek ve bu konuda tarafları bağlayacak şekilde bir karar verilmemek koşuluyla boşanma kara­rından sonra da maddi veya manevi tazminat istenebilir. Bu halde usulüne uygun harcı yatırılarak dava açılması gerekir.

    Maddi ve Manevi Tazminatın Ödenme Şekli


    4721 Sayılı T.M.K.unun 176/1. Maddesine göre maddi tazminatın toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilmektedir. T.M.K.’unun 176/3 fıkrasına göre irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat ölüm ve yeniden evlenme halinde kendiliğinden sona erdiği halde maddi tazminat alacaklısının evlenme olmaksızın karı koca hayatı yaşıyor olması veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla sona ermektedir.

    İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminatın durumun gerekleri­ne göre artırılması dava edilebileceği gibi eksiltmesi veya tamamen kaldırılmasına da karar verilebilir.(T.M.K. 176/4)

    Yargıç istek olması halinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi taz­minatın gelecek yıllarda tarafların ekonomik ve sosyal durumuna göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

    TMK. 176/2. maddesine göre manevi tazminatın irat şeklinde ödenmesine karar verilmesi olanaklı değildir.

    Zamanaşımı


    TMK. 178. maddesine göre Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden do­ğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ancak edinilmiş mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı 10 yıldır. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi bu haklar maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasıyla ilgili haklardır. T.M.K. 178. maddede düzenlenen zamanaşımı boşanmanın eki niteliğinde olan haklarla ilgilidir.

    Yargıtay 2. H.D.nin görüşüne göre tazminatı gerektiren olay boşanma olgusu değil, haksız fiildir. Tazminat talebi BK.nun 60. maddesinde düzenlenen bir yıllık zamanaşımına tabidir. Hak düşürücü süre yargıç tarafından resen göz önünde bu­lundurulduğu halde zamanaşımı itiraza tabidir. Zamanaşımı ilk itirazlardan da değildir. Ancak cevap müddeti geçtikten sonra zamanaşımı itirazında bulunulmuş ve karşı taraf derhal zamanaşımı itirazının cevap müddeti geçtikten sonra yapıldı­ğını belirtip zamanaşımı define karşı çıkmamışsa bu halde de yargıç zamanaşımı defini incelemekle görevlidir.

    Boşanma Davalarında Tazminat İstenebilir Mi?


    Boşanma davalarında tazminat istenebilir, maddi tazminat ya da manevi tazminat şeklinde iki farklı tazminat türü bulunmaktadır taraflar istediği tazminat türünü şartları sağlanıyorsa isteyebilir.

    Boşanırsam Nasıl Tazminat Alırım?


    Boşanma sürecinde tazminat alabilmek için maddi ve manevi tazminat şartlarının yerine gelmiş olması gerekir. Makalemizde tazminat alma şartları ve hangi durumlarda tazminat alınabileceği detaylı olarak anlatılmaktadır.

    Boşanma Davalarında Tazminat Neye Göre Belirlenir?


    Tazminat ödenip ödenmeyeceği, tazminat türüne göre, tarafların kusuruna göre ve tazminat talep eden kişinin maddi manevi zararına göre belirlenir.

    Boşanmada Ne Kadar Tazminat Ödenir?


    Boşanma davalarında tazminat miktarı belirlenirken tazminat borçlusunun ödeme gücü, maddi tazminatlarda tazminatı talep eden kişinin menfaat kaybı ve manevi tazminatlarda yaşanılan kişilik zedelenmesi gibi durumlar incelenerek hakim ne kadar tazminat ödeneceğine hükmeder.

    Boşanmalarda 3. Kişiye Tazminat Davası Açılabilir Mi?


    Evet üçüncü bir kişinin boşanmayı getiren olaylar üzerinde etkisi olması halinde manevi tazminat davası açılabilir. Örneğin aldatma nedeniyle boşanma davalarında aldatan eşin, eylemi birlikte gerçekleştirdiği kişiye manevi tazminat davası açılabilmektedir. Tazminat alınabilmesi için 3. kişinin evlilikten haberdar olması şartı vardır.

    Boşanırsam Tazminat Alabilir Miyim?


    Boşanma davalarında tazminat talep edilebilmektedir.Boşanma sonucunda tazminat almaya hak kazanılabilmesi için kanunun öngördüğü şartları yerine getirmesi gerekir  Bu şartların neler olduğunu yukarıda bahsettik bu şartların sağlanması halinde maddi ve manevi tazminat talepleri kabul edilir.

    Boşanmada Tazminat İstemek Gerekir Mi?


    HMK'da taleple bağlılık ilkesi gereğince boşanmalarda hakimler talep ile bağlıdırlar. Yani taraflardan herhangi birisinin tazminat talebinin olmaması durumunda hakim kendiliğinden tazminat ödenmesine karar veremez. O yüzden boşanmada tazminat almak isteyen kişilerin bu talepte bulunmaları gerekir. Sonuç Talep edilmesi gerekir.

    Boşanmada Tazminat Nasıl Talep Edilir?


    Boşanmada tazminat talep etmek isteyen kişilerin bu noktada talep etmek istedikleri tazminat türüne göre kanunun öngördüğü şartları yerine getirmiş olmaları gerekir. Boşanmada tazminat nasıl talep edilir diye merak eden kişiler, tazminat taleplerini boşanma dilekçesi içerisinde beyan edebilecekleri gibi dava süreci içerisinde de tazminat talep edebilirler.

    Boşanmada Hakim Ne Kadar Tazminat Verir?


    Boşanma davalarında hakimler tazminat tutarına hükmederken, tazminat talep edilen miktara, karşı tarafın ödeme gücüne ve tazminat talep edecek kişinin yaşadığı zarara bakarak karar verir. Bu üç unsur da tazminat tutarı belirlenirken etkilidir.

    Boşanma Davasından Sonra Tazminat Talep Edilebilir Mi?


    Boşanma davası kesinleştikten sonra da tazminat talep edilebilir.

    Boşanmada Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?


    Boşanmada tazminat miktarı belirlenirken bireylerin yaşadığı mağduriyet ölçüsünde bir tazminat miktarı ödenmesine hükmedilir. Burada bireylerin yaşadıkları mağduriyetin niteliği boşanmada tazminat miktarı belirlemede önemli bir kıstas olmaktadır.

    Boşanmada Ne Kadar Tazminat Alınır?

    Boşanma davalarında tazminat miktarını belirleyen kıstaslar vardır. Karşıdaki kişinin ödeme gücü, yaşanılan maddi ve manevi zarar, talep edilen nafaka miktarı, manevi tazminatta zenginleşmeme esası… gibi bir çok durum boşanmada ne kadar tazminat alacağınızı belirlemektedir. Burada yaşadığınız maddi veya manevi zararın doğru bir şekilde hesaplanması ve karşı tarafın ödeme gücünün doğru tespit edilmesi önemlidir.



    Yazar 

    Av. İbrahim DURAN

    Boşanma ve Diğer Konular  hakkında BURAYA TIKLAYARAK bizimle irtibata geçebilirsiniz

    Telefon :0 555 565 8173

    Adres  : Sahabiye Mah. Ahmetpaşa Cad. Örnek İş Mrkz. No:17/501 Kocasinan/KAYSERİ

    Baro   : Kayseri Barosu

    T.C      : 55567403948
  • Düğün Takıları Kime Ait Ziynet Eşyaları Alacağı Davası Nasıl Açılır, Nasıl İspatlanır?


    Düğün Takıları Kime Ait Ziynet Eşyaları Alacağı Davası Nasıl Açılır, Nasıl İspatlanır?

    Ziynetlerin hukuki niteliği nedir?



    Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır
    Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
    Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan
    Manevî tazminat alacakları,
    Kişisel mallar yerine geçen değerler

    Boşanma Sürecinde Düğün Takıları Nasıl Tahsil Edilir?


    Açılacak olan davalarda, boşanma sürecinde düğün takıları ile ilgili olarak yaşanılan anlaşmazlığa dair istek ve talepler açıkça boşanma dilekçesinde belirtilmelidir..Genellikle bu talep edilecek takıların değeri kestirilemeyeceği için dilekçede tahmini bir değerle dava açıp  daha sonra düğünde takılan takıların tam değerini talep edebilirler. Fakat yine belirmekte fayda var, eğer boşanma sürecinde düğün takıları talep edilecekse bunun boşanma dilekçesi içerisinde belirtilmesi gerekir. Aksi durumda uygulamada hakim, boşanma sürecinde düğün takıları ile ilgili olarak ayrı bir dava açılmasını isteyebilir.

    Ziynet eşyası alacağı nasıl ispat edilir?


    Belli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden eş, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.( TMK m. 222/1)
    Bu sebeple ziynet eşyasının kendisinin olduğunu ve karşı tarafta kaldığını iddia eden eş bunu ispat etmelidir.
    Ancak davada, iddialar karşılaştırıldığında kimin ispat yükü altında bulunduğunun tespiti her zaman kolay olmamaktadır.
    Nitekim Yargıtay ziynet alacağı davasında ispat yükü için bir içtihat geliştirmiştir
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.05.2004 tarihli 2004/5985 Esas 2004/6650 Karar sayılı kararında hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit (ziynet eşyaları) eşyanın kadın üzerinde taşınması ya da evde saklanmış, muhafaza edilmiş bulunması yönündedir.

    Ziynet eşyalarının erkeğin zilyetliğine terk edilmiş olmasını hayatın olağan akışına ters bulmuştur. Söz konusu eşyaların rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen götürebilen eşyalar olması sebebiyle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürüp gizlemesinin her zaman mümkün olduğu görüşündedir. Bu sebeple kadın, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu evde kaldığını ispat yükü altındadır

    Evlenme sırasında kadına takılan altınlarda erkeğin hakkı var mı?


    Evlenme sırasında kadına armağan edilen ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın kadınına bağışlanmış sayılır. İade olunmaz.Yani erkek bu takılarda hak iddia edilemez.Hakim burada örf ve adete bakmaz.Kadına takılıp takılmadığına bakar kadına takıldıysa kadına kadına bağışlanmış sayılır.Oysa erkekte durum farklıdır

    Kocam Takıları Harcadı Takıların Bedelini Alabilir miyim ?


    Boşanma sürecinde düğün takıları karşı taraftan talep edildiğinde çoğu zaman bu takıların fiziki olarak bu takıların mevcut  olmamaktadır ve çoğu zaman evliliğin üzerinden yıllar geçmiş olması nedeniyle düğünde takılan takılar, evlilik içerisinde harcanabilmektedir. .Takılar kadının hakkı olarak görülmektedir. Bu bakımdan kadına bağışlanmış takıların koca tarafından evin ihtiyaçları için dahi olsa harcanmış olması durumu değiştirmeyecek boşanma durumunda bunu harcamış olan eşin bu takıların bedelini iade etme yükümlülüğü doğacaktır. Yani erkeğin, kadından düğün takılarını alarak bu takıları herhangi bir şeye harcaması (iş kurmak, ev alınması, borç ödemesi…) durumunda, düğün takılarının değeri hesaplanarak maddi yani para olarak ödenmesine karar verilir.

    Boşanma Sürecinde Düğün Takıları Kapsamı Nedir?

    Boşanma sürecinde düğün takıları talep edileceği zaman, düğünde takılmış olan her parça düğün takısı kapsamında değerlendirilse Bazı durumlarda kişisel eşyalar, talep konusu kapsam dışında bırakılabilir. Örneğin, gelinin babası tarafından düğünde erkeğe takılmış bir saat, her ne kadar düğün takısı olsa bile, damadın kişisel malı sayılır dolayısıyle boşanma sürecinde düğün takıları talep konusu olmaz.

    Evlenme sırasında kadına Erkeğe Takılan altınlarda ve ziynet eşyaları kadının hakkı var mı?


    Düğün esnasında erkeğe takılan takılar için hakim  o yöredeki örf ve adet göre karar verir.Ülkemizde erkeğe takılan takılar da kadınına takılmış farzedildiği için çoğunlukla kadına bağışlanmış sayılacaktır. Ama hakim örf ve adete bakarak karar verecektir.

    Düğün esnasında hediye olarak erkeğe takılan ziynet eşyaları daha sonra kadına bağışlandıysa bu eşyalar kadına bağışlanmış sayılır ve iadesi istenemez.Sadece bağışlamadan rücunun şartları oluşursa iadesi istenebilir.

    Evlilikte biriktirilen altınlar kime aittir ?


    Evlilik birliğinin devamı süresince eşlerden biri tarafından diğerine alınan ziynet eşyası bağışlanmış sayılır

    Ziynet alacağı davasında davacı ziynet eşyalarının rızası dışında elinden alındığı iddia edilen eş tarafından açılabilir. Davalı ise diğer eş olabileceği gibi 3. kişi de olabilir.

    Fakat üçüncü kişiye dava açabilmek kural olarak 3. Kişinin karı koca ile birlikte oturuyor olması, dava konusu ziynet eşyaları hakkında muaraza çıkarması ya da sorumlu olduğuna ilişkin bir delil bulunması gerekmektedir

    Erkek, hediye ettikleri zinet eşyalarını kadından geri alabilir mi ?


    Erkek, bağışlamış olduğu ziynet eşyalarına yönelik olarak Borçlar Kanunu 295 ve devamı maddeleri kapsamındaki koşulların bulunması halinde kadına bağışlamadan rücu davası açabilecektir.

    Borçlar Kanunu madde 295  şu şekildedir:

    Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir

    • 1. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse.
    • 2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa.
    • 3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse.

    Koca tarafından açılacak bu davada genel ispat kuralları uygulanacaktır. Hak düşürücü süre olan 1 sene burada boşanmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren başlamaktadır.

    Yargıtay kadının müşterek konutu haksız olarak terk etmesi, başka bir erkek ile kaçarak meşru olmayan bir ilişki kurması durumlarında bağışlamadan rücu davasında rücu sebeplerinin oluştuğunu kabul etmektedir.


    Koca tarafından Kadının ziynet eşyalarının,  ev ihtiyaçları vs amaçlar için harcandığı durumunda kocanın ziynet eşyalarının geri verilmemek üzere alındığını yani kadının bu ziynetleri bağışladığını kanıtlaması gerekmektedir. Aksi takdirde bu ziynetleri kadına iade ile mükelleftir.

    Mahkeme, ziynet eşyalarına ilişkin karar verirken  tarafların oturdukları  yerdeki örf ve adete göre karar verir. Nitekim Yargıtay ziynet alacağı davasında örf adet araştırılmadan eksik tahkikatla yapılan yargılamada düğün sırasında erkeğe takılan takının erkeğe ait olduğuna karar verilmesini doğru bulmamıştır. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.10.1995 10121/11061)

    Ziynetler hangi delillerle ispatlanabilir ?


    Ziynet alacağı davasında kanıtlama araçları genel olarak şu şekildedir; yemin, ikrar, tanık delili, bilirkişi raporu, teknik kayıtlar( video kayıtları, VCD,DVD,Fotoğraf) çeyiz senedi

    Davada zaman aşımı süresi var mı?


    Ziynet eşyalarına ilişkin davada, ziynet eşyalarının varlığının tespit edilmesi durumunda bu husus mülkiyet hakkına ilişkin olup, zaman aşımına tabi değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 06.03.2003 tarihli 11533/2380 sayılı kararında ziynet eşyalarının misli eşya olduğunu ve misli eşyanın da aynı cins ve nitelikteki başka emsali ile yerine konulabilmesinin olanaklı oluşu sebebiyle artık zaman aşımı süresinden söz edilemeyeceği belirtmiştir.

    Fakat ziynet alacağı davasında dava konusu eşyaların var olduğu tespit edilemezse istem tazminata ilişkin olduğundan Borçlar Kanunu kapsamında 10 yıllık zaman aşımına tabi olacaktır. Bu zaman aşımı süresi hesaplanırken Borçlar Kanunu’ nun 153. Maddesi göz önünde bulundurulmalıdır. Bilindiği üzere evlilik süresince eşlerin birbirinden olan alacakları için zaman aşımı süresi işlemeye başlamaz, başladıysa durur.

    Davada faiz istenir mi ?


    Ziynet alacağı davasında talep olması halinde dava tarihinden  itibaren faize  hükmedilmelidir. Islah yapılması durumunda ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmalıdır.

    Faiz istemi mahkeme faize hükmedemez. Faiz talebi olması halinde ise yasal faiz uygulanmalıdır


    Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 297/2 gereği hükmün sonuç kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık ve şüpheye yer vermeyecek şekilde gösterilmesi gerekir. Bu nedenle hüküm kısmında dava konusu ziynet eşyalarının cinsi, niteliği, miktarı ve değerini duraksamaya yer vermeyecek şekilde mahkeme tarafından tespit ettirilmelidir. Mahkeme hüküm kısmında herhangi bir belgeye atıf yaparak karar veremez.

    Nikâh devam ettiği müddetçe karı kocadan birinin diğeri zimme­tinde olan alacakları hakkında zamanaşımı durur.




    Yazar 

    Av. İbrahim DURAN

    Ziynet Eşyaları  hakkında BURAYA TIKLAYARAK bizimle irtibata geçebilirsiniz

    Telefon :0 555 565 8173

    Adres  : Sahabiye Mah. Ahmetpaşa Cad. Örnek İş Mrkz. No:17/501 Kocasinan/KAYSERİ

    Baro   : Kayseri Barosu

    T.C      : 55567403948
  • ÇALIŞMA ALANLARIMIZ

    Bizlerin tecrübesini ve bilgi birikiminini, sizlerin her konuda sorununuzu çözmek için kullanıyoruz.

    İLETİŞİM

    Bize her konuda seçtiğiniz yollarla çekinmeden ulaşabilirsiniz. İletişim bilgileri

    Duran Hukuk Bürosu

    • TEL:0352 232 28 38
    • CEP TEL:0555 565 81 73
    • Mahalle:Sahabiye
    • Cadde:Ahmet Paşa
    • Bina :Örnek İş Merkezi
    • NO:17/501
    • İlçe/İl:Kocasinan/KAYSERİ
    • TC55567403948
    • Posta Adresi :drn.ibrahim@gmail.com

    Bizlere sormak istediğiniz her konuda çekinmeden arayabilir, ofisimizi ziyaret edebilir yada mesaj gönderebilirsiniz.

    Hemen Şimdi telefon, e-posta, adres yada Aşağıdan mesaj bırakarak ulaşabilirsiniz.