Hukukun Temel Alanları

Hukukun ceza hukuku, Boşanma,Ticaret,İş,Aile,İcra alanları gibi pek çok alanı bulkunmaktadır.

0 555 565 8173 Nolu telefon numarasından hukukla ilgili konularda soru soru sorabilrsiniz Whatsapptan yazabilirsiniz

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

MAKALELERİMİZ

Sizin için en iyisini düşünüyoruz. Hukuk alanındaki makalelerimize göz atmanızı tavsiye ederiz.

  • bosanma davalarinda tazminat


    Boşanma Davalarında Tazminat
    Boşanma Davlarında Tazminat


    Boşanmanın Eki Niteliğinde Olan Fer'i Nitelikteki Maddi Tazminat Davaları


    Boşanma Davalarının belli başlı sonuçları vardır. Bunlar boşanma kararı ile birlikte velayet nafaka Maddi manevi tazminat nafaka, talep halinde ziynet hususudur. Bu hükümler boşanma davalarına bağlı fer'i nitelikli hükümleridir. Boşanma davaları reddedildiğinde tüm fer'i talepler de reddedilir. Kabul edildiğinde ise kusuru durumuna ve hakim kanaatine göre göre karar verilir.

    Tazminat hususu da yukarıda bahsedildiği üzeri boşanmaya bağlı boşanmanın fer'i nitelikte sonuçlarından biridir. Hakim tazminata hükmederken  Tazminatın genel şartlarına sağlanması gerekmektedir. Bununla birlikte talep de olması gerekmektedir. Talep olmaması halinde hakim tarafından re'sen teminata hükmedilmez.

    Taraflar tarafından tazminat talep edilmesi durumunda boşanma dilekçesinde belirtilen hususlar hakim tarafından tespit edilir. kusurun ağırlığı ve kimde olduğu hakim tarafından belirlenir. 

    Tazminatın genel şartları illiyet bağı kusur ve tarafların maddi durumudur. Hakim öncelikle boşanmada kusurunun olup olmadığını ve varsa kusurun kime ait olduğunu belirler.Her iki tarafta da kusur olması durumunda tazminata hükmedilecek tarafın daha az kusurlu olması gerekmektedir. Yani kusurlu olan taraf lehine  daha az kusurlu olmak şartıyla  tazminata hükmedilebilir.

    Hakim tarafından tazminata hükmedilmesine karar verdiğinde belirlenecek diğer bir husus tazminatın miktarıdır. Tazminatın miktarı hakim tarafından belirlenirken kusurun büyüklüğü tazminat isteyen tarafın maddi durumu ve tazminat ödeyecek tarafın maddi durumu tazminat miktarının belirlenmesinde  dikkat edilecek hususlardandır.

    Boşanmanın fer'isi olan tazminat boşanma talep edilen aile mahkemelerinden boşanmaya ek olarak talep edilir. Görevli mahkeme  de tarafların son 6 aydır beraber yaşadıkları yer mahkemeleridir. 
    TMK 174. maddede belirtilen boşanmanın fer'isi nitelikte olan tazminat davasında  evlilik boşanma dışında sona ermesi durumunda hükmedilmesi söz konusu olamaz .
    boşanma davalarında  maddi tazminat hükmün kesinleşmesinden itibaren icraya konulabilir. Ve faz de bu andan itibaren yürütülmeye başlanabilir. 


    Boşanma Davalarında Eki olmayan Tazminat Davaları


    Bu davalarda görevli mahkeme genel mahkemelerdir.Bu bağlamda taraflar mevcut ve beklenen menfaatleri talep ete hakkına sahiptir.  Tazminat miktarı  tarafların sosyal ekonomik durumları kusurları ve hakkaniyet ilkesine göre Hakim tarafınca belirlenen  değişmektedir.


    Maddi ve Manevi Tazminat

    Boşanma davalarında TMK 174/1 'Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. ' hükmüyle açıklanan giderler kapsamında olmayan giderler boşanmanın eki olmayan tazminat olarak değerlendirilir. Bu eki niteliğinde olmayan tazminat kalemleri daha çok mevzuat gerği değil yargı içtihatlarıyla oluşmuş bir alandır.

    Örneğin bir yargıtay kararında 

    2-Kadın, açtığı boşanma davasında, hem evlenme nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kaldığından bahisle yoksun kaldığı kazanç kaybı ve sigortalılık haklarını yitirmesine karşılık ve hem de, boşanma sonucu, eşinin sigortasından yararlanarak ücretsiz muayene hakkını yitireceğinden, bu sebeple maddi kayıpları olacağından söz ederek 20 milyar lira maddi tazminat istemiştir. İsteğin ikinci bölümü "..boşanma yüzünden mevcut menfaatin kaybı.." kapsamında olup, Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi kapsamına girer ise de, evlenme yüzünden yoksun kalınan kazanç ve sigortalılık kaybı, bu kapsamda değildir. Bu bakımdan, maddi tazminat talebinin ne kadarının 174/1. maddesi kapsamında, ne miktarının bu kapsam dışında olduğunun davalı-davacı vekiline sorulup açıklattırılması ve hasıl olacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde maddi tazminata hükmolunması doğru görülmemiştir.

    Örneğin Düğün Gideri, Ziynet Eşyası Talebi, Müşterek Çocuğun Okul Gideri Talebi, Doğum Gideri, Eşin Baskısı Sebebiyle İşe Başlayamamaktan Kaynaklı Tazminatlar Boşanmanın Eki olmayan giderlerdir. Yukarıdaki  boşanmanın eki olmayan tazminat çeşitlerini aşağıda detaylı bir şekilde açıklamadan örneklendirmek gerekirse ;

    Örneğin 
    kayseri'de   ciddi bir masraf yaparak en lüks düğün salonunu tutup  bu giderlere katlanan erkeğin daha sonra kadının kusurlu çıkmasından ötürü bu zararı istemesi 

    Kayseri memur olarak yaşayan ve Çocuklarını Kayseri'deki bir özel okulda okutan annenin kusurlu olarak boşanmaya sebebiyet veren babadan iştirak nafakası haricinde özel okulda okumasından kaynaklı tazminata hükmetmesi, 

    Mersinde bankada  çalışan kadının evlendikten sonra çocuklarına bakmak için işinden ayrılması sonra Kayseri'ye gelmesi  daha sonra eşinin kusurundan dolayı boşanmaları ve bunun sonucu bitecek bir evlilikten dolayı sürekli bir işinden olması   hasebiyle bu zararı istemesi 

    Düğünde takılan takıları Kayseri adetlerine göre  bir kısmı  daha sonra evin ortak ihtiyaçları için kullanan  kalanı kaynanaya verilen takıların çiftlerin daha sonra boşanmaları ve bunun sonucunda yargıtaya göre kadın tarafının hakkı olan ziynet eşyalarının boşanma sonucu erkek tarafından istenilmesi 


    Boşanmanın eki niteliğinde olmayan ve ve yargıtay içtihatlarıyla ortaya çıkmış boşanmanın eki niteliğinde olmayan giderler şu şekildedir.


    • Düğün Gideri İstemi


    “Davalının maddi tazminat talebi Türk Medeni Kanununun 174/1 maddesi kapsamında olmayıp, düğün masraflarına yöneliktir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 22.10.2012, 2012/5751 E. – 2012/25597 K.)

    • Nikah Gideri İstemi


    “… Davalının nikah masraflarıyla ilgili maddi tazminat istemi boşanmanın eki niteliğinde değildir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 07.06.2004, 2004/6632 E. – 2004/7411 K.)

    • Doğum Gideri İstemi


    “… Davalının istediği doğum gideri boşanmanın eki niteliğinde değildir. Harcı verilerek usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm oluşturacak şekilde ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 12.02.2007, 2007/14014 E. – 2007/1860 K.)
    Evlilik Birliği İçin Yapılan Masraf İstemi

    “… Davalı kadının maddi tazminat isteği evlilik birliği içinde yaptığı masraf ve harcamalara ilişkin olup boşanmanın eki niteliğinde değildir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 01.06.2009, 2009/8100 E. – 2009/10420 K.)

    • İşten Ayrılma Sebebiyle Tazminat İstemi


    “Davacı kadının işten ayrılma nedeniyle istediği, maddi tazminat, Türk Medeni Kanununun174/1 madde anlamında boşanmanın eki niteliğinde olmayıp, talep Borçlar Kanunundan kaynaklanmaktadır.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 25.06.2012, 2012/8133 E. – 2012/17606 K.)
    İşe Başlayamama Sebebiyle Tazminat İstemi

    “… Davacının maddi tazminat talebi, boşanma sebebine dayanmayıp, davalının baskısı nedeniyle memuriyet hayatına başlayamaması yüzünden uğradığı maddi kayba ilişkindir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 17.11.2009, 2009/16086 E. – 2009/19897 K.)

    • Miras Payının Alınma İstemi


    “… Davacı kadının maddi tazminat istemi babasından kalan mirasın hissesinin kocası tarafından alındığını bu bedelin tahsiline ilişkin olup, Türk Medeni Kanununun 174/1 maddesi kapsamında bulunmamaktadır.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20.04.2005, 2005/4560 E. – 2005/6395 K.)
    Düğünde Takılan Para İstemi

    “… Davacı düğünde takılan paraların kedisine verilmesini istemiştir. Bu istekler boşanmanın ikini (ferisini) oluşturmaz.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 13.12.2004, 2004/13872 E. – 2004/15019 K.)

    • Çeyiz Gideri İstemi


    “Davacı vekili, dava dilekçesiyle, 9.540TL çeyiz eşyası ve 37.000TL değerinde ziynet eşyasının aynen veya bedelinin tahsilini istemiştir. … Konusu para ile değerlendirilebilen davalarda, nisbi karar ve ilam harcı alınır.” (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 27.1.2016, 2015/2988 E. – 2016/847 K.)

    • Müşterek Çocuğun Okul Gideri


    “Somut olayda davacı erkek, müşterek çocuk okul bedeli olarak 16.000,00 TL. okul gideri olarak 4.000,00 TL. gaz bedeli olarak 1.500,00 TL, evin gideri içinde geçmişe dönük bir yıl ve bundan sonraki dönem için 1.000,00 TL nin hüküm altına alınmasına karar verilmesini istemiştir. Davacının bu talebi boşanmanın eki niteliğinde olmayıp, nisbi harca tabidir. O halde, mahkemece davacının boşanmanın eki niteliğinde bulunmayan bu talebi yönünden nispi karar ve ilam harcının peşin bölümünü yatırması için davacıya süre verilmesi, ( Harçlar K. m. 30-32 ). harcın tamamlanması halinde, bu konuda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 06.10.2016, 2016/15955 E. – 2016/13627 K.)
  • bosanmalarda sosyal medya delil olur mu

    Sosyal medya içeriklerinin delil niteliği 


    Günümüzde herkes tarafından instagram twitter facebook whatsapp gibi 3. parti  sosyal medya uygulamaları kullanılmaktadır. 

    Boşanma davalarında davacıların davalarını ispat etme külfeti bulunmaktadır. Burada devre deliller girmektedir. Boşanma davalarında kullanılan deliller genellikle tanık iletişim platformlarındaki içerikler, resim medya görsel içerikleridir. Bunlardan  görsel içerikler ve tanıklar zaten tarafların şahit olabileceği kişinin özel hayatıyla ilgili olmayan delil niteliğine girmektedir.



    Ceza hukukunda Hukuka aykırı deliller 

    Öncelikle ceza hukukunda hukuka aykırı delil  CMK gereği kullanılması mümkün değildir. bu kapsamda 5271 Sayılı CMK’nın 217/2.maddesinde ‘‘Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.’’ hükmü ceza mahkemelerinde hukuka aykırı delillere dayanarak karar verilmesini engellemektedir.

    Bununla birlikte ceza gizlice yapılan  kayıtların delil olarak değerlendirmesinde özel hayatın gizliği ihlali  suçu  oluşup oluşmaması bakımından farklı bir görüş bulunmaktadır. Burada aşağıdaki koşulların varlığı halince elde edilen delilin  hukuka aykırı olmasına rağmen hükme esas alınabileceğine hükmetmiştir. 
    Delillin işlenme olan bir suçu ispat etmek amacıyla o an yapılmalıdır. Suç  eyleminden sonra delil elde amacıyla yapılan ses kayıtları bu bağlamda   delil  olmayacak ve gizlice yapılan delil elde etme eylemi özel hayatın gizliliği suçunu oluşturacaktır.
    Ayrıca delil yaratmak değil delil elde etme amacıyla yapılmalıdır..
    Şahsın başka suretle delil elde imkanı olmamalıdır

    Bu deliller sadece mahkemede ispat amacıyla kullanılmalıdır.
    Bu hususlar varsa sadece ses kaydı bakımından hukuka aykırı deliller mahkemeler tarafından delil olarak kullanılabilir. Ve Bu gizlice yapılan ses kaydı özel hayatın gizliliğin ihlali suçunu oluşturmaz.
    Örnek yargıtay kararı incelendiğinde 
     Sanığın, eşiyle arasındaki boşanma davasında tanıklık yapan ve aynı zamanda bacanağı olan katılanın, duruşmada, eşinin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu bildiği halde ilişkiyi bilmediğine dair yalan beyanda bulunarak suç işlediğini ispat etmek amacıyla, katılanla yaptığı telefon görüşmesinde, “katılana özel olarak sorular sorarak”, katılanın cevaplarını ve aralarındaki tüm konuşmaları cep telefonuyla gizlice kayda aldığı, bilahare ses kayıtlarını CD’ye aktarıp C.Başsavcılığına ibraz ederek katılan hakkında yalan tanıklık suçundan şikayetçi olduğu ve kayıtları boşanma davasına da delil olarak sunduğu olayda; sanığın, bir daha delil elde etme olanağının bulunmadığı bir durumda iken, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, katılan hakkında C.Başsavcılığına yapacağı şikayete ve boşanma davasına delil oluşturmak amacıyla hareket ederek gizlice kayıt yapıp, bu ses kayıtlarını içerir CD’yi, adli makamlara delil olarak sunduğu; Somut olayda, sanığın, hukuka uygun davrandığının kabul edilemeyeceği cihetle, atılı (özel hayatın gizliliğini ihlal) suçun yasal unsurları oluşmuştur (Y12.CD-K:2015/20).

    Özel hukukta Hukuka aykırı deliller 

    Bununla birlikte hukuk mahkemelerinde ise hukuka aykırı delille ilgili HMK da bir hüküm yoktur. Sonuç olarak hukuka aykırı delillerin  ceza mahkemelerinde  delil olarak kullanılamayacağı noktasında bir şüphe yokken hukuk mahkemelerinde kullanılıp kullanılmayacağı noktasında hem doktrin hem de  içtihatlarda açıkçası bir görüş birliği bulunmamaktadır. 


    Yargıtay ise içtihatla bu düşünceyi yumuşatmış ceza mahkemelerinde eğer bir olayın başkaca bir suretle kanıtlanması ihtimali yoksa ve suç üstü bir durum söz konusu ise gizlice yapılan ses kaydını özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirmemiş suç olmaktan çıkarmıştır.

    Boşanma davasında Herkese Açık fotoğraf  video ve yazışmalar delil olabilir mi


    Bir delil herkes tarafından ulaşılabiliyorsa yani sosyal medya aracılığı ile kişiye özel değilse  ya da belli çevresi tarafından erişilme imkanı varsa burada bu alan özel alan olmadığından buradaki içerikleri eşler tarafından rahatlıkla boşanma davalarında delil olarak  kullanılabilir. Örneğin eşin  hesabından başka bir kadın ya da erkekle çekilmiş fotoğrafı paylaşıldığı gönderi boşanma davasında rahatlıkla delil olarak kullanılabilir. 

    Boşanma davalarında kişinin kendi telefonundaki fotoğraf resim mesaj içerikleri delil olur mu ?


    Lakin kişinin sadece kendisinin girebildiği hesaplardaki içeriklerin delil olup olmayacağı konusu ise burada hukuka uygun hukuka aykırı delil başlığı altında incelmek gerekecektir.

    Boşanma Davalarında gizlice ele geçirilmiş   sosyal medya instagram facebook whatsapp  mesaj ve içerikleri  delil olur mu ?

    Yargıtay'a göre facebook vs elektronik ortamlarda ekran görüntüleri ya da ses kayıtlarının hükme esas olarak alınabilmesi için başkaca delillerle de desteklenmesi gerekmektedir. 

    Yargıtayın delillerin değerlendirilmesinde iki temel yaklaşımı bulunmaktadır. İlki Hukuka aykırı elde edilmiş olan değil diğeri ise hukuka aykırı olarak yaratılmış olan delildir. Hukuka aykırı yaratılmış deliller komplo veya  tuzak  kurmak amacıyla taraflardan biri tarafından hazırlanmış olan delillerdir hiç bir  şekilde  delil olarak hükme esas alınmaz. Fakat hukuka aykırı ele geçirilmiş deliller ise istisnai olarak ceza davalarında başka suretle delil elde etme imkanı yoksa  delil olarak  kaydedilebilir. Boşanma davalarında ise ses kaydı mesaj  içerikleri gibi aslında özel hayatın ihlali sonucu doğurabilecek  deliller hükme esas alınabilir. ,

    Burada delilleri değerlendirilirken bazı ayrıma gitmek lazım.  Delillerin  özel bir çaba gerektirmeden  ele geçirilmiş olması durumunda bu delilin kullanılması mümkündür bu delil hukuka uygundur. Lakin hukuka aykırı delilin  hükme esas alınması mümkün değildir. Örneğin kişisel görüşmeler kişilerin kendi aralarındaki kişiler dışında delil olarak sunulamaz. Lakin hukuk davlarında iş davalarında alacak  ispatında veya boşanma davalarında yargıtay kararlarında  istisnaen bu kayıtların bu mahkemelerde delil olarak kullanılabileceğine hükmetmiştir. Burada önemli olan husus bu delillerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmemiş olmasıdır. Yani bu ses kayıtları taraflar arasındaki ses kayıtlarıdır.  Başka kişilerin ses kayıtlarının kaydedilmesinde ise kesinlikle hukuka aykırılık söz konusu olur hem suç olur hem de delil olarak kullanılamaz.Burada sadece tarafların kendi görüşmelerindeki ses kayıtları delil olarak kullanılmasından bahsedilmektedir. 

    Boşanma davalarında ise ayrıca bir durum daha bulunmaktadır ki o da eşlerin birbirlerine karşı  özel alanlarının olamasıdır. Yani eşler birbirine karşı hukuka aykırı  delil de elde edebilir. Örneğin odasından bulunan günlüğünü gizlice alıp mahkemede delil olarak kullanabilir. Bu bağlamda eşler boşanma davalarında 3. kişilerle olan kendilerinin taraf olmadığı mesaj kayıtlarını  gizlice ele geçirdikleri görüntü vs dokümanları delil olarak kullanmaları mümkündür. Bu sadece boşanma davaları için geçerli bir durumdur. Boşanma davalarındaki delillerde kritik husus bu delillerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi değil tamamen hukuka aykırı yaratılıp yaratılmamasıdır. Eğer tamamen hukuka aykırı olarak yaratılan bir delil varsa bu delil kesinlikle hükme esas alınamaz. Örneğin Eşin gizlice komplo kurarak eve ses kaydı yerleştirip yönlendirici sorular sorarak yapmış olduğu ses kaydı hukuka aykırı olarak yaratıldığı için delil olarak kullanılmaz ve hükme esas alınamaz 

    Boşanma davasında tarafların birbirleri delil  elde etme amaçlı  değil de delil oluşturma amaçlı olarak yönlendirerek  özel sorular sorarak  savcılığa suç duyurusunda bulunması olayında özel hayatın ihlali suçunu oluşturur.
    Yargıtayın  bu şekilde gizlice yapılan  kayıtların delil olarak değerlendirmesinde özel hayatın gizliği ihlali  suçu  oluşup oluşmaması bakımında 3 hususa dikkat etmektedir. .

    Delil yaratmak değil delil elde etme amacıyla yapılmalıdır..
    Şahsın başka suretle delil elde imkanı olmamalıdır
    Bu deliller sadece mahkemede ispat amacıyla kullanılmalıdır.
    Yukarıdaki şartlarda biri sağlanmadığı durumlarda elde edilen delil  özel hayatın gizliğini ihlal suçu oluşturacak ve kaydeden için delil edip avantaj sağlamaktan ziyade suçun oluşmasında ve ceza almasına neden olacaktır. Bu bakımdan gizlice elde edilen ses kayıtları yukarıdaki şartların hepsini sağladığı takdirde delil olarak kullanılabilecek ve suç olmayacaktır.

    Dikkat edilecek olursa Boşanma davalarında tarafların birbirleri hakkında delil elde amacıyla yapılan eylemleri özel hayatın ihlali suçunu oluşturmayacaktır.

    Sanık ile katılanın evli iken aralarında görülen boşanma davası bulunduğu, sanığın, katılanın kullandığı iki farklı mail adresini ele geçirdiği, bu mail adreslerinde kayıtlı bulunan katılanın üçüncü kişilerle yaptığı yazışmaların çıktılarını alarak, katılanla aralarında görülen boşanma davasına delil olarak sunduğu olayda; katılanın üçüncü kişilerle yaptığı yazışmaların, sanık tarafından katılanla aralarında görülen boşanma davasına delil olarak vermesi biçimindeki eylemi, TCK’nın 132/2. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları kapsamında değerlendirilebilir ise de, görüşme ayrıntıları dökümünü üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına dair hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, boşanma davasındaki iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği anlaşılmakla, sanığın beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 12.Ceza Dairesi - Karar: 2016/10731).

    Bu bakımdan facebook hesabına girilmesini suç olarak olarak tanımlanmamıştır.
    Boşanma davalarında tarafların gizlice ses vide kaydı yapmış olması duç oluşturmayacağı gibi boşanma davalarında mahkemeye delil olarak sunulmasında bir beis yoktur ve hükme esas olarak alınabilir. Fakat bu ses ve içerikler 3. kişilere yayılacak olursa o halde suç oluşacaktır. Sadece mahkemeye delil olarak verilmesi durumunda özel hayatın gizliliği ihlal suçu oluşmayacaktır


    Katılan sanık …’in aralarında anlaşmazlık bulunan eşi katılan sanık … hakkındaki iddialarını ispatlamak için Arzu’nun ses ve görüntüsünü kaydettiği olayda söz konusu içerikleri üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, boşanma davasındaki diğer katılan sanık hakkındaki iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı kabul edilemeyeceğinden, katılan sanık …’nun ise boşanmak istemediğini belirtmek için gelecekte gerçekleşme ihtimali bulunmayan sözleri söylemesi nedeniyle tehdit suçunun unsurlarının oluşmadığına ilişkin yerel mahkemenin değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar : 2017/2513).


    Üç kişi Arasında Yüzyüze Yapılan Konuşmaların İzinsiz Telefona Kaydedilmesi



    Şikayetçinin kendi evine geldiği esnada ve eşi ile birlikte şikayetçinin evine gittiklerinde, aralarında geçen konuşmaları, cep telefonunun ses kaydetme fonksiyonunu kullanarak gizlice kaydettiği iddiasına konu olayda; şikayetçi, sanık ve sanığın eşi arasında gerçekleşen iletişimin, başkaları tarafından ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek aleni olmayan “söyleşi” niteliğinde olması ve sanığın doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığı ya da ilgili kolluk makamlarına müracaat etmek veya hukuk mahkemesinde dava açmak yerine, katılan tarafından kendisine karşı işlenmekte olan ve ani gelişen bir suç (örneğin; cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bulunmadığı halde, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, yeni bir delil elde etmek amacıyla hareket etmesi karşısında, sanık hakkında TCK’nun tanımlanan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verilmelidir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2014/10220 karar).

    SMS Facebook  instagram whatsapp üzerindeki Kişiler arasında aleni olmayan konuşma  ve mesajlar  ses kayıtları  delil Olur mu?

    Hukuk davalarında taraflar arasındaki mesaj kayıtları delil olarak değerlendirilir. Tabiki başkaca delillerle de desteklenmesi gerekmektedir. 
    alacak davasına ilişkin bir Yargıtay kararında 
    Davalı tarafça gönderilen Facebook mesajlarında davalının “11.000,00 TL’lik borcuma ödeme planı çıkarsınlar ve ben de ödemeye başlayayım.” şeklindeki beyanları açıkça borcu kabul anlamında yorumlanmalıdır. Davalı anılan mesajların kendisi tarafından çekildiğini inkar etmediğine göre HMK’nın 199. maddesi anlamında belge niteliğinde kabulü gereken mesajlar doğrultusunda akdi ilişkiyi de inkar etmeyen davalının borcu açıkça kabul ettiği gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi - KARAR NO: 2016/2351).

    İş davasında ses kaydının delil olması ile ilgili olarak başka bir yargıtay kararı ise 

    İş Davası Yargıtay Kararı: 03.02.2011 günü bir kaç güvenlik görevlisi tarafından fiziki ve sözlü şiddete maruz kaldığını ve istifa etmesi konusunda tehdit edildiğini, daha sonra kendisine zorla istifa dilekçesi yazdırıldığını, bu hususun ibraz ettiği ses kaydında da mevcut olduğunu, iş sözleşmesinin haksız bir şekilde feshedildiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı, davacının bir başka arkadaşının hesabı üzerinden maaşların ödenmediği konusunda bir mesaj yayınladığını, bu davranışının işlerin aksamasına sebebiyet verdiğini, mesajı yayınlayan Saliha Koyun’a sorulduğunda bu mesajı kendisinin yayınlamadığını beyan ettiğini, yapılan araştırmada davacının bu mesajı yayınladığının ortaya çıktığını, davacının izinsiz, gizli bir şekilde başka bir çalışanın adı ile mesaj yayınladığını, maaşlarla ilgili herhangi bir aksaklığın mevcut olmadığını ancak davacının gayri ahlaki davrandığını, davacıdan savunma talep edildiğini ancak mesajın içeriğinin tekrarı olan savunmasını posta ile yolladığını, mesai arkadaşlarının hatalı davrandığını söylemeleri karşısında rahatsız olan davacının kendi isteğiyle istifa ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının hastane otomasyonu üzerinden başka bir personelin şifresini kullanarak işveren aleyhine mesaj yayınladığı, akabinde savunmasının istendiği, davacının savunmasında bu olguyu kabul ve ikrar ettiği ve sonrasında 03.02.2011 tarihinde istifa ettiği, ayrıca yürütülen Savcılık soruşturmasından davacının hakaret ve tehdide maruz kalmadığının anlaşıldığı, istifa dilekçesinin irade fesadı halleri içerisinde imzalattırıldığı iddiasının kanıtlanamadığı, istifa ederek iş sözleşmesini sona erdiren davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve hafta tatil ücreti taleplerinin reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ceza davası dosyasına davacının sunduğu ve çözümü yaptırılan ses kaydındaki konuşmalardan davacının istifaya zorlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalının davacının iş akdini haklı nedenle fesih hakkı oluşmuş olsa dahi, baskı ve tehdit altında verilen istifa dilekçesinin geçerli olmadığı, istifa dilekçesinin gerçek istifa iradesini taşımadığı, davacının istifaya zorlanmasının işveren feshi niteliğini taşıdığı anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekir (Y7HD -K.2016/6464)


    Telefon Konuşma İçeriğinin Başkasıyla Paylaşılması

    Kişiler arasında aleni olmayan konuşma ses kaydı mesaj görüntü gibi içeriklerin bu içeriklerin muhatabı olmayan kişiyle paylaşılması yayılması özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşturur.
    Yargıtay kararında 

    Sanığın, yaklaşık 5 yıldır gönül ilişkisi yaşadığı katılan Selvi ile yaptığı özel bir telefon konuşmasını kaydederek, rıza olmaksızın katılan Selvi’in eşi katılan Murat’a göndermek suretiyle ifşa ettiği olayda; sanığın, tarafı olduğu haberleşmenin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın açıklaması nedeniyle, TCK’nın 132/3. maddesine uyan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu meydana getirir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi -2014/18859 karar).



    Gizlice elde edilen ses görüntü ve dökümanlar mahekmelere bazı durumlarda hukuka uygun bazı durumlar hukuka aykırı ve suç olarak değerlendirlieceğinden ve savcılıklara sunulmadan önce  avukatla görüşülmesinde fayda vardır. 
  • takibi sikayete bagli suçlar

    Şikayete Tabi olan Suçlar 

    Takibi Şikayete Bağlı Suçlar


    Şikayete bağlı suçlar bir suç hakkında soruşturma ya da kovuşturma yapılabilmesi için şikayet edilme ön koşulunun arandığı suçlardır. Bu suçlarda şikayet hakkı  suçtan zarar görene aittir. Bu tür suçlarda şikayet ön şartı gerçekleşmeden savcılık tarafından re'sen soruşturma açılmaz fakat eğer bu husus gözetilmeden soruşturma açılmış ise savcılık tarafından soruşturma ya da kovuşturma aşamasında re'sen durma kararı verilmez kovuşturma şikayet hakkı bulunan kimse açıkça şikayetten vazgeçmedikçe kovuşturmaya devam olunur. 
    İlgili madde
    (7) Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikayete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikayetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur. (1) CMK 158  

    Kimler Şikayete edebilir. 


    Şikayete tabi suçlarda şikayet hakkı bulunanlar suçtan zarar görenlerdir. Bununla birlikte suçtan zarar gören çocuksa ya da ayırt etme gücünden yoksa şikayet hakkı çocuk üzerinde velisi ya da servisinindir. 


    Şikayet Nereye Yapılır


    Bir suçla ilgili olarak suçtan zarar gördüğünü iddia eden şahıs  bulunduğu yerdeki savcılıklara kolluk kuvvetlerine  valilik ya da kaymakamlıklara suç duyurunda  ihbar ya da şikayetlerde bulunabilir. Valilik ya da savcılığa bildirilen suçlar savcılıklara gönderilir. 

    Şikayete bağlı suçlarda Şikayet Süresi Nedir. 


    Şikayete tabi suçlarda  şikayet hakkı bulunan  suçtan zarar görenin  suçu ve suçlunun kim olduğunu öğrendikten sonra 6 ay sonrasına kadar şirket edebilir. Burada karıştırılan ilk husus bulunmaktadır. İlk şikayet edebilmek için suçu ve suçlunun kim olduğunu bilme şartı bulunmamaktadır. Örneğin Kayseri'de yaşayan A şahsının  sabah kalktığında arabasının camlarının kırıldığını gördüğü olayda burada zarar giren A şahsı arabasına kimin zarar verdiğini bilmemektedir. Lakin şikayet etme hakkı bulunmaktadır. burada suçlunun kim olduğunun bilinmesi şikayet hakkının başlangıcı değil şikayet süresinin işlemeye başlamasına engel olmaktadır. Örneğimiz üzerinden gidecek olursak  Bir gün sonra A şahsı arabasına zarar verenin şahsın B şahsı olduğunu kameralardan öğrendiği durumda artık şikayet süresi işlemeye başlayacaktır. Yani suçluyu da öğrendikten sonra  6 ay geçtikten sonra şikayet hakkını kaybetmektedir. 

    Yani A şahsı 01.01.2019 tarihinde arabasının camlarının kırıldığı olayda  suçlunun kim olduğunu 01.06.2019 tarihinde öğrendiğinde  şikayet hakkı 01.01.2020 de biter ya da suçlunun 5 yıl sonra 01.01.2024 yılında öğrendiği durumda dahi şikayet süresi işlemeye başlamamış olacak bu süreden itibaren 6 aylık süre işlemeye başlayacak ve 01.06.2024 de  sona erecektir. Fakat bu şahıs suçlunun kim olduğunu bilmediği durumda suçun işlendiği 01.01.2019 tarihinden itibaren şikayet hakkı bulunmaktadır. Burada üst sınır olarak TCK md. 66’da düzenlenen dava zaman aşımı süresi içinde yapılmalıdır. En hafif suçlar için TCK md. 66’ya göre belirlenen dava zaman aşımı süresi 8 yıldır.Doğal olarak genel şikayet süresi dava zaman aşımından fazla olamayacağı için 8 yıl içinde şikayette bulunulmalıdır.

    Şikayetten Vazgeçebilir miyim ?


    Soruşturma ve kovuşturma aşamasında hüküm kesinleşinceye kadar müşteki ya da katılanın şikayetten vazgeçme hakkı vardır. Hüküm kesinleştikten sonra şikayetten vazgeçilemez. 

    Şikayete tabi olan suçlar  


    1. Basit kasten adam yaralama (m. 86/2).
    2. TCK md. 86/2 kapsamında kalan kasten yaralama suçunun ihmali davranışla işlenmesi (m. 88).
    3. Taksirle yaralama suçu (m. 89/1-2-3-4). Bilinçli taksirle TCK 89/1 çerçevesinde işlenen yaralama suçu şikayete tabidir, ancak diğer fıkralar için şikayete bağlı değildir.
    4. Cinsel saldırı suçu (m. 102/1 ve 102/2-ikinci cümle).
    5. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu (m.104/1).
    6. Cinsel taciz suçu (m. 105/1).
    7. Tehdit suçu (m. 106/1 ikinci cümle).
    8. Konut dokunulmazlığını ihlal Suçu (m. 116/1-2-4).
    9. İş ve çalışma hürriyetini ihlal suçu (m.117/1).
    10. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu (m. 123/1).
    11. Hakaret Suçu (m. 125/1, 2, 3). Kamu görevlisine karşı görevinden İşlenen hakaret suçu veya cumhurbaşkanına hakaret suçu şikayete tabi değildir.
    12. Kişinin hatırasına hakaret suçu (m. 130/1,2). Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hatırasına hakaret suçunun takibi şikayete bağlı değildir.
    13. Haberleşmenin gizliliğini ihlal Suçu (m. 132/1, 2, 3).
    14. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu (m. 133/1, 2, 3).
    15. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (m. 134/1, 2).
    16. Hırsızlık Suçu (m. 141) ve nitelikli hırsızlık suçu (m. 142/1, 2, 3) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlı suçlardandır. Diğer tüm hallerin takibi şikayete tabi değildir, resen kovuşturulur. Hırsızlık suçlarında daha az cezayı gerektiren haller de şikayete tabidir (m. 144/1).
    17. Kullanma hırsızlığı suçu (m. 146/1).
    18. Mala zarar verme suçu (m. 151/1, 2). Mala zarar verme suçunun nitelikli halleri de (m. 152/1,2) TCK md. 167/2’de belirtilen kişilerin zararına işlendiği takdirde de takibi şikayete tabi suçlardandır.
    19. İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır (m. 153/1).
    20. Hakkı olmayan yere tecavüz suçu (m.154/1,2,3)TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır.
    21. Güveni kötüye kullanma suçu (m. 155/1).
    22. Bedelsiz senedi kullanma suçu (m.156/1).
    23. Dolandırıcılık suçu (m. 157/1) ve Nitelikli dolandırıcılık suçunun (m. 158/1,2) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenmesi halinde takibi şikayete bağlıdır.
    24. Dolandırıcılıkta daha az cezayı gerektiren hal (m. 159/1).
    25. Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu (m.160/1).
    26. Hileli iflas suçu (m. 161/1) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlı olan suçlardandır.
    27. Taksirli iflas suçu (m. 162/1) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse, takibi şikayete tabi olan suçlardandır.
    28. Karşılıksız yararlanma suçu (TCK m.163/1-2) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır.
    29. Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi (m. 164/1) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır.
    30. Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu (m.165/1) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır.
    31. Bilgi vermeme suçu (m. 166/1) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse takibi şikayete bağlıdır.
    32. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu (m. 209/1).
    33. Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu (m. 233/1).
    34. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239/1-2-3).
    35. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu (madde 234/3).
  • İLETİŞİM

    Bize her konuda seçtiğiniz yollarla çekinmeden ulaşabilirsiniz. İletişim bilgileri

    Duran Hukuk

    • TEL:--
    • CEP TEL:0555 565 81 73
    • Mahalle:Barbaros
    • Cadde:Oymak
    • Bina :Sümer Hukuk
    • Blok B
    • İlçe/İl:Kocasinan/KAYSERİ
    • Posta Adresi :drn.ibrahim@hotmail.com

    Bizlere sormak istediğiniz her konuda çekinmeden arayabilir, ofisimizi ziyaret edebilir yada mesaj gönderebilirsiniz.

    Hemen Şimdi telefon, e-posta, adres yada Aşağıdan mesaj bırakarak ulaşabilirsiniz.